Sitemizde aramak istediğiniz konuyu
                                      "

DiniErk - Doğru Dini Bilgi

2017 Ramazan Umresi Mekke'ye Gidiyoruz




İstanbul, Bursa, Eskişehir, Mersin, Akdeniz, Kıbrıs, Ürdün ve Cidde... 3 saat 15 dakikalık kutsal topraklarımıza indiğimizde tüm bu yerleri geride bırakmış ve özlemini çektiğimiz Arabistan'a inmiş bulunduk.
Saat 23:40 gibi Uçağımız Cidde havaalanına inmiş oldu. Uçaktan inerek bekleme salonuna geçtik. Bekliyoruz.
Bir çok hacı ellerindeki valizleri banklara bırakarak tuvaleti aradı. Daha önceden bildiğim gibi bulmakta zorlanmadığım havalimanı tuvaleti yine pislik ve taşmış su içerisinde ve burun kemiklerini sızlatacak şekilde kokuya bürünmüştü.
Alışık olmadığımız taharetlenme sistemi ve pislikten dokunmaya çekindiğimiz klozetlerde ihtiyaçlar giderildi.
Sakına sakına abdest almaya çalıştık.
Akşam ve yatsı namazlarını eda ettiğimiz salonda temiz değildi.
İslam ülkesi Arabistan'da temiz tuvaletin uluslararası havalimanında olmayışı tabii şaşırtıcı idi.
Zaten ehli sünnet Müslümanlarına düşman olan vehhabi zihniyetli Arabistan'dan ne bekliyorsunuz ki.
Abdest ve tuvalet ihtiyacının yanı sıra ihramlarını düzgün bağlayamayanlar bir köşede birbirlerine yardım ederek ihram düzeltme çalışmaları yaparken bir kısım umreci de yiyeceklerini çıkartarak ne olur olmaz diye sahur yapmaya çalışıyorlardı.
Arada umrelerini yeniden giymeye çalışanların sesleri ile bir kaç yerde cemaat oluşturarak namaz kılmaya çalışan umrecilerin sesleri birbirine karışıyordu.
Kimi seferi olmaktan habersiz nasıl namaz kılacağını bilmezken, uyarılara göre kıbleye yönelenler ile kadınların ve erkeklerin nerede namaz kılması tartışmaları da uğultunun arasında kaybolup gidiyordu.
Ne kadar bekleyeceğiz soruları ardarda gelmeye başladığında soruların cevabı askıda kalıyordu.
Görevlilerde bilmiyorlardı.
Yoğun bir umreci kalabalığı ve ehli keyif çalışan görevliler. Bir müddet onları seyrederek sıranın bize ne zaman geleceğini konuşmaya başladık.
Ve devam ediyoruz çağrısı ile pasaport kontrol noktasına inmeye başladık.
İlk 5 - 10 kişi yürüyen merdivenle inerken diğer 180 kişilik grup havalimannda uzun bir mesafeyi kat etmek zorunda kaldı. Yürüyen merdivenler umreciye yasak edilmişti. Fotoğrafta sol alt kısımda görülen yürüme yolu zorunlu tutulmuş, yürüyen merdiven kullanıma kapatılmıştı.
00:50 civarında bulunduğumuz yerdeki kapının açık olması ile aşağıdaki bölümü seyretmeye başladık.
Bize gösterilen bölümdeki polis kontrol kulübeleri önünde uzun kuyruklar oluşturduk.
Aramızda Güney Asya'dan gelmiş umrecilerle birlikte saatleri bulan bir bekleme sonrası parmak izlerimiz alındı, sağdan soldan, önden fotoğraflarımız çekildi ve sonra kontrol noktalarını geçerek dışarıya çıktık.
Bizi karşılayan kimse yoktu.
Ne tarafa gideceğimizi nerede toplanmamız gerektiğini bilemedik.
Bir iki havalimanı görevlisine "Semerşah İstanbul kafilesi nerede toplanıyor" dediğimizde bizi dışarıya yönlendirmişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı hac organizasyonu görevlilerini görünce sevinir gibi olduk. Dilimizi anlayan birileri vardı. Onlarda bilmediklerini dışarıya, araç park yerlerine doğru gitmemizin doğru olacağını söyledi.
Yolcu almak için bekleyen otobüslerin arasında şirkete ait hiç bir araç ve görevli yoktu.
Nihayet yine bir Arap görevli bir yerlere telefon ederek bizi bir köşede bekletti.
15 - 20 dakika sonra yanımıza gelen ve Semerşah diye söylenen bir Güneyasyalı şöförle tarzanca konuştuk. Kendisinin Semerşah yolcuları için geldiğini söyledi. Otobüsü gösterdi.
Geçtik oturduk.
Sadece buraya kadar gelen 10 -12 kişi idik.
Otobüste beklemeye başladık. Sahur saati yani oruca niyet vakti yaklaşmaya başlamıştı. Yanımızdaki börekten yiyerek niyetlendik.
Ve ilk teravih ve ilk sahur yolda geçen zamanda hayal olmuştu.




Mekkeye Gidiyoruz, Edep Yanımızda Yok...
Mekke'ye götürecek otobüsün içerisinde diğer yolcuların gelmesini bekliyoruz.
Otobüste eşleriyle oturanların yanı sıra tek olarak gelmiş umrecilerle birlikte beklerken otobüsün içine giren bir umreci "kadınlar arkaya" demesin mi ?
Şaştım kaldım. Sustum.
Eşime kalkmamasını söyledim.
Benle birlikte diğer eşli umreciler de kalkmadı.
Elinde Türk bayrağı taşıyan yaşı 70 lerdeki şahıs öfkeyle indi. Gitti. Bir süre sonra üzerinde Semerşah yazan yelek giymiş bir görevli kapıdan içeriye girdi.
Otobüsten inin emrini verdi. Neden .
Herkes kendi kafilesine göre olan otobüse binecekmiş.
Bavullarımızı otobüsün alt bölümüne yerleştirdiğimizi, burada oturmamız gerektiğini söylediklerini söylememize rağmen ısrarla otobüsten inmemizi tekrarladı.
Eli bayraklı umreci de onunla beraber aynı nakaratı tekrarladı.
Görevliye hangi otobüse bineceğiz diyoruz, grup hocanıza sorun diyor. Grup hocası meydanlarda yok. İnin sonra binersiniz diyor.
Böyle saçma şey olur mu ? Hem otobüsten indiriyorsun, hem hangi otobüse geçeceğimizi söylemiyorsun, dediysek de laf anlatamadık.
Havalimanında bir kaostur almış gidiyor, nice zaman sonra sözde şirketin sözde havalimanı görevlisi ancak teşrif etmiş, dolanıp duruyor. Saygısızlık gözlerinden akarken bu durum ve hareketinden şikayetçi olacağımı dile getiriyorum. O sırada bayraklı lafa giriyor.
Ona kendisinin umreci olduğunu, görevli olmadığını söylediğimde ağzından salya sümük sinkaflı sözler dökülüyor.
Hatta ölüm tehdidi dahi alıyoruz. Türkiye'ye dönünce kendisine ters çıkanları öldürme moduna girecekmiş :)))
Oruçluyum, ihramlıyım seninle uğraşmam, sana cevap vermem desem de şeytanını yanından ayırmadan gitmesini söylüyorum. Otobüsün içinde köpürdükçe köpürüyor, salyalar dışarı fırlıyor iken kendisini uyaran diğer yolculara hakarete başlıyor.( Günler sonra Medine'de iken bu kişi hata ettiğini, yanlış davrandığını dile getirerek özür diliyor, hakkımızı helal etmemizi istiyor. Hakkımız helaldir diyoruz, sarılıyor ve o günden sonra yumuşamış haline şahit oluyoruz )
Nice sonra kafile başkanı ve aynı zamanda grubumuzun hocası geliyor. Diğer otobüslerin hazır olduğunu ve bizimde kendisiyle gelip ait olunan otobüse binmemizi belirtiyor.
İniyoruz ve 4. grup otobüsüne biniyoruz.
Sayım yapıyorlar. Bir kaç kişi yine yok.
Bulunuyorlar. Ve hareket ediyoruz.
Mekke'ye.. Arzın merkezine gidiyoruz artık.
Saatler 03:50 yi gösterirken Mekke'ye doğru yola çıktık.
Daha önce dediğim gibi sahuru da yapmış ve yola koyulmuştuk. Otele doğru giderken çok fazla yol almamıştık ki  yine umrecilerden, görevli değil bir şahıs ortaya çıkıyor ve şoföre para toplamaya başlıyor.
Kimse mecbur değilmiş ama adet olmuş imiş. Kafile başkanı suskun. Karışmıyor.
Paralar toplanıyor
Şoför memnun ediliyor.


Mekke'ye gidiyoruz bizdeki kalp çarpıntısı, heyecan sabah namazına yetişebilir miyiz, umreyi hemen mi yapacağız sorularıyla karışıp gidiyor.
Mekke'ye giriyoruz. Otobüste bununla ilgili bilgilendirme de yok, dua da yok,
Hani Mekke'ye girerken yapılması gereken bir dua var ya.. Bekliyoruz, tık yok.
İçimizden yapıyoruz duamızı. Biz biliyoruz da bilmeyenler ne yapsın. Sözde rehber var ama . O kadar..
Gözlerimiz kapanmak üzere...
Ön taraftan gelen seslerin ardından ( az önce para toplayan şahsın) uyarısı ile yine umrecilerden kaba ve kalın bir ses biri Yasin okuyor, nedense..
Mekke'ye gidiyoruz..
Otobüsün ön camına doğru bakarken gördüğüm manzara karşısında şok oluyorum.


En önde şoförün hemen arkasında bulunan yolcunun biri ayağını önündeki koltuğa uzatmış, ayakları neredeyse şoförün başına değecek şekilde uzatılmış.
Arkadan "edep" diyeceğim ama, yanı başında duran kafile başkanı umursamıyor, bile. Adam nereye gittiğini biliyor. Sorsam Mekke diyecek. Ama edebi bilmiyor, ahlaki unsurlar yok olmuş.
Saygı hak getire.. Edeple gelen lütufla gider sözü kulaklarımda çınlıyor.
Kendimi tutamıyorum ama konuşsam zaten gergin bindiğimiz otobüste yine huzursuzluk çıkacak.
Kafile başkanı da Mekke'ye nasıl girdiğimizi bilemeyecek kadar cahil olsa..
Gruba bilgi vermek yerine yanındakilerle laflıyor. Saat kulesi görülünce onun Mekke'deki saat kulesi olduğunu açıklama gereği duyuyor ve ardından "inşaallah maşallah otelimize gideceğiz. İnşaallah teala otele yerleşeceğiz, inşaallah teala odalarımıza yerleşeceğiz, inşaallah teala öğlen umre için lobide toplanacağız..İnşaallah teala umre o zaman yapılacak." sözleri ağzından dökülüyor. ( Yanlış anlamayın cümleler içinde yer alan inşaallah teala sözleri bir umre boyu yapılan tüm konuşmalar içerisinde her cümlenin  ardından tekrarlanıyor, bu konuda abartmadım. gerçektir. Hani bazı insanlar konuşurken eee çeker ya bu da bunları söylüyor )
Bu arada grup / kafile hocamıza yolda sormuştum. Türkiye'de ne iş ile uğraştığını ,kaldırım mühendisi olduğunu belirtmişti. Hatır için kafile başkanlığını kabul etmiş. Kendisi umreye gelecekmiş, demişler ki sen kafile başkanı ol, o da olmuş :))) )
İnşaallah Teala anlatmaya devam edeceğim )))))))

Erol Kara - Kutlu Yolculuk Anıları - 01.07.2017

dindar, ilmihal, diyanet, namaz, hac umre, islam

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*