Mekkede Otele Geldik...
Semerşah ile yaptığımız umrede kaldığımız oteldeyiz.
Semerşah ile yaptığımız umrede kaldığımız oteldeyiz.
Otelin adı Alhashmeıh gruba ait Mawasım Al Rawdah
Otel Şişe bölgesine girişte, Ravza denilen yerin baş kısımlarında, Harem Bölgesinden çıkışta iki tünel geçince soldaki ilk bina idi. Karşısında faal olmayan bir hurma bahçesi ve dağlar var idi.
Saat 11:30 gibi uyanıp kafile ile birlikte belirtildiği şekilde ilk toplu umremizi yapmaya hazırlanmaya başladık.
Bir kaç saat yattığımız yatağın altımızda kaydığını görünce şaşırdık. Yataklar kalın naylona sarılmış, üzerine çarşaf serilmiş. Tabii, naylon yüzünden çarşafta, ince örtüde kayıp gitmişti.
Her yatakta bir yastık, ince bir örtü vardı. Ve döşekler naylona sarılıydı. üzerinde kayak yapabilirdiniz.
Sabah 06 sularında ulaştığımız otelin adına bile bakmadan içeriye girdik. Henüz lobiye girmeden otobüs içerisinde dağıtılan anahtarlar ilk tepkiyi çeken konu oluvermişti.
Grup hocası otobüs içerisinde anahtarları dağıtırken söylediği " her odaya bir anahtar verilecektir. Odada 4 kişi kalanda 2 kişi kalanda tek anahtar alacak.
Sebep, otel yeni imiş ikinci anahtarlar sistemi kilitliyormuş,( sabah saatinde soğuk espri ) kısa sürede sorun giderilecek ve kişi başı anahtar verilecek, denildi.(Kısa sürede diğer anahtarlar dağıtılacak sözü de masal oldu. 20 gün kaldığımız süre içinde herkes tek anahtar kullanmak zorunda kaldı.)
Olurdu olmazdı derken anahtarı ilk kapan odadaki en beğendiği yatağı seçmiş oldu. Diğerleri de anahtarı ilk alanı aradı. peşinden gitti. Ya da oda numarasını öğrenip odaya çıkarak anahtarın gelmesi bekledi.
Anahtar meselesi başlı başına bir yazı konusu. Birden fazla ve hatta birbirini tanımayan kişilerin çok büyük sorun yaşadığı bir mesele.
Neyse ki eşim ile olduğumdan biz sorun yaşamadık.Anahtarı alıp asansöre yönlenerek odamıza çıkmak istedik.
Asansörler erkek ve bayan olarak ayrılmış. Lobi katında yazılı uyarı ile erkekler kendi kadınlar kendilerine ait asansörlerle katlara çıktılar.
Yeri gelmişken bu ayrımın başarılı olmadığını da belirtmek isterim.
Zira kadınlar boş buldukları asansöre bindikleri gibi, erkeklerde aynısını yapıyordu. Kaldığımız süre içerisinde ayrıma dikkat eden ve uyan çok idi.
Ne var ki katlarda bu uyarılar olmadığı için erkekler kısmındaki 4 asansörden biri bayanlara ait olarak ayrılsa da sistem gereği erkek umreciler asansör çağırdığında hanımlara ayrılan bu asansör geliyor ve kullanmak zorunda kalıyordu.
Bir an önce odamıza gidebilmek için asansöre yöneldik ve dokuzuncu kata çıktık.
Odamızı bulduk.
İçeriye girdik. İlk etapta çok basit bir otel odası idi. fazla dikkat etmeden bavulları yere koyduk.
Alelade hazırlanmış üç yataklı odada beni şahsen tek sevindiren alaturka ve alafranga tuvaletlerin yan yana olmasıydı.
Bir kaç saat yattığımız yatağın altımızda kaydığını görünce şaşırdık. Yataklar kalın naylona sarılmış, üzerine çarşaf serilmiş. Tabii, naylon yüzünden çarşafta, ince örtüde kayıp gitmişti.
Her yatakta bir yastık, ince bir örtü vardı. Ve döşekler naylona sarılıydı. üzerinde kayak yapabilirdiniz.
Sabah 06 sularında ulaştığımız otelin adına bile bakmadan içeriye girdik. Henüz lobiye girmeden otobüs içerisinde dağıtılan anahtarlar ilk tepkiyi çeken konu oluvermişti.
Grup hocası otobüs içerisinde anahtarları dağıtırken söylediği " her odaya bir anahtar verilecektir. Odada 4 kişi kalanda 2 kişi kalanda tek anahtar alacak.
Sebep, otel yeni imiş ikinci anahtarlar sistemi kilitliyormuş,( sabah saatinde soğuk espri ) kısa sürede sorun giderilecek ve kişi başı anahtar verilecek, denildi.(Kısa sürede diğer anahtarlar dağıtılacak sözü de masal oldu. 20 gün kaldığımız süre içinde herkes tek anahtar kullanmak zorunda kaldı.)
Olurdu olmazdı derken anahtarı ilk kapan odadaki en beğendiği yatağı seçmiş oldu. Diğerleri de anahtarı ilk alanı aradı. peşinden gitti. Ya da oda numarasını öğrenip odaya çıkarak anahtarın gelmesi bekledi.
Anahtar meselesi başlı başına bir yazı konusu. Birden fazla ve hatta birbirini tanımayan kişilerin çok büyük sorun yaşadığı bir mesele.
Neyse ki eşim ile olduğumdan biz sorun yaşamadık.Anahtarı alıp asansöre yönlenerek odamıza çıkmak istedik.
Asansörler erkek ve bayan olarak ayrılmış. Lobi katında yazılı uyarı ile erkekler kendi kadınlar kendilerine ait asansörlerle katlara çıktılar.
Yeri gelmişken bu ayrımın başarılı olmadığını da belirtmek isterim.
Zira kadınlar boş buldukları asansöre bindikleri gibi, erkeklerde aynısını yapıyordu. Kaldığımız süre içerisinde ayrıma dikkat eden ve uyan çok idi.
Ne var ki katlarda bu uyarılar olmadığı için erkekler kısmındaki 4 asansörden biri bayanlara ait olarak ayrılsa da sistem gereği erkek umreciler asansör çağırdığında hanımlara ayrılan bu asansör geliyor ve kullanmak zorunda kalıyordu.
Bir an önce odamıza gidebilmek için asansöre yöneldik ve dokuzuncu kata çıktık.
Odamızı bulduk.
İçeriye girdik. İlk etapta çok basit bir otel odası idi. fazla dikkat etmeden bavulları yere koyduk.
Alelade hazırlanmış üç yataklı odada beni şahsen tek sevindiren alaturka ve alafranga tuvaletlerin yan yana olmasıydı.
Klozetlerden nefret ettiğim için sıkıntı çekeceğimi düşünüyordum ne var ki alaturka tuvaleti görünce ganimet bulmuş gibi oldum.
Otelin tek iyi yönü bu idi.
Zira anlatacaklarımı takip ederseniz rezillik ve pisliğin ve hatta kanalizasyon kokusu içerisinde 20 gün nasıl geçirdik tanık olacaksınız.
Yol yorgunluğu ile birlikte yatağa kendimizi attık. Öğlen toplu umre yapmayı kaçırmamak için saatlerimizi ayarladık.
Uyuya kaldık
Otelin tek iyi yönü bu idi.
Zira anlatacaklarımı takip ederseniz rezillik ve pisliğin ve hatta kanalizasyon kokusu içerisinde 20 gün nasıl geçirdik tanık olacaksınız.
Yol yorgunluğu ile birlikte yatağa kendimizi attık. Öğlen toplu umre yapmayı kaçırmamak için saatlerimizi ayarladık.
Uyuya kaldık
Küçük lavabo, gardırop, televizyonla donatılmış odada sandalye yoktu. Aynalı bir etajer vardı ama oturmak için yatağı tercih etmek gerekecekti. Eşyalarımızın bir kısmını dolaba koyalım dedik, ne var ki pek başarılı olamadık. Zira elbiseleri asacak askı yoktu. Üç gün sonra tel askılar getirildi. İhtiyacımız giderildi. Banyoda da havlu asacak askı yoktu. Bir hafta sonra da kapının üzerine takılan tel askı getirildi.Bu askıların teslimi de komikti. Biz yokken kapı açılıp yere atılmıştı. Banyo kapısının üzerine astık ve banyo havlularını, yıkanırken iç çamaşırımızı koymaya başladık :))))
leri ki günlerde bazı odalarda gardırobun dahi olmadığını ve umrecilerin eşyalarını yerlerde bıraktığını öğrendik.
Neymiş otel yeni imiş, eksiklikler varmış. İdare etmek lazımmış.
Kayıt olduğumuz zaman şirketin oteli diye gösterilen binanın sözde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ellerinden alındığı söyleniyordu.
Odada yüzümüzü silecek yüz havlusu yoktu. Kişi başına konulmuş vücut havlusundan başka kullanacağımız havlu da yoktu.
İlk bir kaç gün ince pike ile uyumaya çalışsak ta yorgana ihtiyaç duyduk.
Önceleri yok dediler, Üç dört gün sonra kat görevlileri ile muhabbeti ilerletince yorganlara ve yüz havlusuna kavuşmuş olduk. :))))
Kavuştuk dediğime bakmayın. İstediğimiz çarşaf, havlu nedense hep kirli idi. Hatta yüz havlusunun bir tanesinde sümük lekesi vardı.
Neymiş otel yeni imiş, eksiklikler varmış. İdare etmek lazımmış.
Kayıt olduğumuz zaman şirketin oteli diye gösterilen binanın sözde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ellerinden alındığı söyleniyordu.
Odada yüzümüzü silecek yüz havlusu yoktu. Kişi başına konulmuş vücut havlusundan başka kullanacağımız havlu da yoktu.
İlk bir kaç gün ince pike ile uyumaya çalışsak ta yorgana ihtiyaç duyduk.
Önceleri yok dediler, Üç dört gün sonra kat görevlileri ile muhabbeti ilerletince yorganlara ve yüz havlusuna kavuşmuş olduk. :))))
Kavuştuk dediğime bakmayın. İstediğimiz çarşaf, havlu nedense hep kirli idi. Hatta yüz havlusunun bir tanesinde sümük lekesi vardı.
Pis, kirli, kullanılmayacak kadar kötü yastık, yatak örtüleri.. Ne altınıza ne üstünüze örtmeyeceğiniz çarşaflar, nevresimsiz yorganlar.. yazarken bile tiksinti geliyor. İşte pisliğin resimleri. Bu resimleri gönderen R:E adlı umrecimize, Ankara'dan Yunus adlı hacımızdan gelen resimler için çok teşekkür ederim
Kat görevlilerine bu pis yatak malzemelerini gösterdiğimizde gülüp geçiyorlardı. Dil bilmediğimiz Bangladeşli görevlilere neyi ne kadar anlatabilirsiniz ki...Kafile görevlilerine bunları anlattığımızda onlarda aynı dertten muzdarip, çaresizlik içinde " hacı sabır, az kaldı, Medine'ye gideceğiz,Sıkıntıyı idare edin" tarzı salakça cevaplar alıyorduk.
Kat görevlilerine bu pis yatak malzemelerini gösterdiğimizde gülüp geçiyorlardı. Dil bilmediğimiz Bangladeşli görevlilere neyi ne kadar anlatabilirsiniz ki...Kafile görevlilerine bunları anlattığımızda onlarda aynı dertten muzdarip, çaresizlik içinde " hacı sabır, az kaldı, Medine'ye gideceğiz,Sıkıntıyı idare edin" tarzı salakça cevaplar alıyorduk.
20 gün boyunca otelden eksilmeyen kanalizasyon kokusu burun direklerimizi kırıyordu. Allah'tan teravih sonrası gelip sabah namazına kadar ya da umre yaptığımız günler öğleden sonra gelip ikindiye kadar yattığımız için ve vaktimizin çok büyük zamanını Harem'de geçirdiğimizden kokuyu fazla çekmiş olmadık.
Mekke'deki Otelimizi tanıtayım
Önce Semerşah firması ile gideceğimiz umre kaydı olurken söylenenlere bakalım. "Mekke ve Medine otelleri bizzat firmamıza ait otellerdir. Beş yıldızlı eşdeğerdir. Senelerdir umreci ve hacılarımız bu otelde kalmıştır. Her şeyiyle kontrolümüz altındadır".(İnanmayan şirketin videosunu izleyebilir)
Otelde internet vardı.
Ne var ki bu internete bağlanmak deveye hendek atlatmaktan zordu. Saatlerce bağlanamadığımız gibi, adsl cihazının önünde umreciler saatlerce nöbet bekler gibi dikilip kalıyordu.
İnternete bağlanmak için bekleyen umreciler Bugün basit bir ailenin evinde bulunan adsl cihazı kadar basit, kb si çok düşük idi. Kafayı yememek için çok sabırlı olmak gerekirdi. Ayrıca whatsapp görüşmesi yapılmasın diye de whatsapp'a bloke konulmuş idi.
Adsl Tabii, Türklere yasak olmaz idi. Herkes cep telefonunun vp' sını kırmak için programlar indirerek görüşmelerini yapmaya çalıştı.
Otel kaliteden çok uzak kalitesizliğin sembolü gibiydi.
Çamaşır makinelerini kullanmak zorundasınız Merdaneli küçük tip çamaşır makineleri kimi çalışıyor kimi çalışmıyor diyorlardı. Gündüz güneşin altında yıkama ya da cesaret edip gece çıkmak. Bayanlar için riskli bir yerde.. Bazı bayanlar makine çalışmadğı için mecbur kalınca makinenin içinde elleriyle yıkadılar.
Ne var ki bu internete bağlanmak deveye hendek atlatmaktan zordu. Saatlerce bağlanamadığımız gibi, adsl cihazının önünde umreciler saatlerce nöbet bekler gibi dikilip kalıyordu.
İnternete bağlanmak için bekleyen umreciler Bugün basit bir ailenin evinde bulunan adsl cihazı kadar basit, kb si çok düşük idi. Kafayı yememek için çok sabırlı olmak gerekirdi. Ayrıca whatsapp görüşmesi yapılmasın diye de whatsapp'a bloke konulmuş idi.
Adsl Tabii, Türklere yasak olmaz idi. Herkes cep telefonunun vp' sını kırmak için programlar indirerek görüşmelerini yapmaya çalıştı.
Otel kaliteden çok uzak kalitesizliğin sembolü gibiydi.
Çamaşır makinelerini kullanmak zorundasınız Merdaneli küçük tip çamaşır makineleri kimi çalışıyor kimi çalışmıyor diyorlardı. Gündüz güneşin altında yıkama ya da cesaret edip gece çıkmak. Bayanlar için riskli bir yerde.. Bazı bayanlar makine çalışmadğı için mecbur kalınca makinenin içinde elleriyle yıkadılar.
Ve gelelim yemeklere...
Memlekette en ucuz esnaf lokantası bile daha güzel yemek hazırlar. Teravih sonrası geldiğimiz ve aynı anda sahur yemeği olarak yediğimiz yemekler çorba, pilav, patates, taze fasulye ( börülce) bir iki kere meyve, bazen yemek ya da tatlı kalmıyordu. Allah için sadece yeni bir kafile gelince yemek yetmiyordu. Bunun dışında yemekler bol idi. Bolluğun bir nedeni insanların iftarlarını Haremde açması, dışarıdan kendilerinin yemek alması Aşağıda çok seyrek olarak gördüğümüz bugün iyi imiş dediğimiz yemek türlerinin resimlerini sunuyorum.
Memlekette en ucuz esnaf lokantası bile daha güzel yemek hazırlar. Teravih sonrası geldiğimiz ve aynı anda sahur yemeği olarak yediğimiz yemekler çorba, pilav, patates, taze fasulye ( börülce) bir iki kere meyve, bazen yemek ya da tatlı kalmıyordu. Allah için sadece yeni bir kafile gelince yemek yetmiyordu. Bunun dışında yemekler bol idi. Bolluğun bir nedeni insanların iftarlarını Haremde açması, dışarıdan kendilerinin yemek alması Aşağıda çok seyrek olarak gördüğümüz bugün iyi imiş dediğimiz yemek türlerinin resimlerini sunuyorum.
Arada çıkan et yemeği... Etler dondurulmuş. Kemikler bile et gibi kesilmiş. Et diye yiyorsunuz kuşbaşı doğranmış kemik çıkıyordu. Tatlı kasesine konulan çorba.. Bu arada yemekleri tabağa koyan çalışanlar köpeğin önüne yal koyar gibiydi. Suratsızlıklarından söz etmek istemiyorum Sanki tabağa yemek koymuyor. Yüzünüze çarpıyorlar. Bayanların yemekhanesinde çokça yemek bile kalmıyordu. Meyve deseniz umrecilerin %25'i görmedi bile..
*****
*****
Ya otobüsler...
Semerşah'a ait otobüsler denildi. Yok öyle bir şey... beklemeden sürekli ring halinde denilerek vaad edilen otobüslerden eser yoktu. Sayfadaki yeşil otobüsler şirketin reklamında var gerçekte yok idi.
Böyle bir otobüs görmedik Mekke Belediyesini kuruluşu olan SAPTICO'ya ait otobüslerle sefer yapıldı. Bazen 45 dakika otobüsün içinde şoför beklediğimiz olıuyordu ( sorunca vardiya değişimi diyorlar ),
Bazen kapı önünde saatlerce otobüs beklediğimiz oluyordu. Bahaneler belli, trafik sıkışık ya da sabır hacı.. Durak yerine yanaşmayıp keyfe keder çalışan şoförler... Şoförler çalışmadan para kazanmayı seven insanların tipik örneği.. İşe girene kadar çalışkan yani...Semerşah'a ait otobüsler denildi. Yok öyle bir şey... beklemeden sürekli ring halinde denilerek vaad edilen otobüslerden eser yoktu. Sayfadaki yeşil otobüsler şirketin reklamında var gerçekte yok idi.
Böyle bir otobüs görmedik Mekke Belediyesini kuruluşu olan SAPTICO'ya ait otobüslerle sefer yapıldı. Bazen 45 dakika otobüsün içinde şoför beklediğimiz olıuyordu ( sorunca vardiya değişimi diyorlar ),
Kafileyle bir arada İlk umremizi yapmak için lobiye indik. Umreciler birikmiş, otobüs bekliyorlardı. İlk 3 grup gittikten sonra 4. grup olarak biz kaldık.
Şu ana kadar aksi giden durumun düzeleceği ümidi ile beklerken panoda turumuza ait planı gördüm. Mekke'de ne zaman ne yapacağımız panoya asılmış idi.
Bu hoşuma gitti. Zira günü birlik duyurular bazen işe yaramıyordu.
Hangi gün ne olacak, nereye gidilecek, ne yapılacak yazıyordu.
Kafilemize ait görevlilerin kaldıkları odalar ve telefon noları vardı.
Şu ana kadar aksi giden durumun düzeleceği ümidi ile beklerken panoda turumuza ait planı gördüm. Mekke'de ne zaman ne yapacağımız panoya asılmış idi.
Bu hoşuma gitti. Zira günü birlik duyurular bazen işe yaramıyordu.
Hangi gün ne olacak, nereye gidilecek, ne yapılacak yazıyordu.
Kafilemize ait görevlilerin kaldıkları odalar ve telefon noları vardı.
İlk günlerde panoya asılı programda görevli telefonları yok tabi.. Sonraki günlerde birilerinin ikazıyla,sizi bulamıyoruz hocam denildikten sonra alt tarafa görevlilerin isimleri yazıldı.
Bir de şuna dikkatinizi çekerim.
İlk programda 17 haziran'da Medine'ye gitmemiz planlanırken son hafta tarih bir gün geri çekilerek 16 Haziran olmuştu.Bir de şuna dikkatinizi çekerim.
Hatme-i Hacegan programı
Bunun ne olduğunu sonradan öğrendim.Hatme-i Hacegan demek toplu halde zikir demekmiş. Menzil cemaatine bağlı olanlar ve meraklılar mescidin bir bölümünde toplanıp Fatiha ve İhlas okuyorlarmış. Okunan Fatiha ve ihlas hatim sayılıyormuş ve hatim sevabına dahil oluyorlarmış.
Bunun ne olduğunu sonradan öğrendim.Hatme-i Hacegan demek toplu halde zikir demekmiş. Menzil cemaatine bağlı olanlar ve meraklılar mescidin bir bölümünde toplanıp Fatiha ve İhlas okuyorlarmış. Okunan Fatiha ve ihlas hatim sayılıyormuş ve hatim sevabına dahil oluyorlarmış.
Menzilcilerin fatiha ve ihlas okuyarak hatim sayılmasına esas olarak da "Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, ihlas sûresini üç defa okuyan kimsenin Kur’an’ı bir kere hatmetmiş gibi sevap elde edeceğini" müjdelemesi olarak gösteriliyor.
Mantık olarak şöyle düşünün. Resullullah'ın (as) Kur'an-ı kerim'i hiç bilmeyenlere olan bu tavsiyesi ( öğrenmeye çalışmak koşuluyla ) burada kolay yoldan hatim etme tembelliğine dönüşmüş. Hatta yapılan bir toplantıda umreci bir bayan "Hocam ben bu hafta 15 hatim yaptım, bağışlar mısınız" demesi üzerine az daha küçük dilimi yutacaktım. 1 hatimin bile bir haftada bitemeyeceğini söylediğimde biri anladığım anlamda hatimin değil. 1 Fatiha üç ihlas ile yapıldığını söylediğinde şaşa kaldım.:))))
Eğer bin defa İhlas sûresi okursanız büyük hatme oluyormuş. Bu da üç yüz otuz üç (333) Kur’an hatim sevabına denk geliyormuş.( Allah akıl fikir versin - İşin kolayını bulmuşlar. Baştan sona Kur'an-ı kerim'i okuyanlar boşuna yorulmasın koskoca menzilciler kolayını bulmuş )
Medine'ye ilk planlama 17 Haziran 23017 iken gördüğünüz gibi bir gün geri çekilerek 16.06.2017 olmuş.
Mekke'de Otele Geldik, Gelmez Olaydık...
Yazımızın başlığı şaşırtmasın. Umre dönüşümüzde bir kaç umreci otel ile ilgili düşüncelerini şikayetvar.com ve twitter'da şu şekilde paylaşıyor
Biz yazımıza devam edeceğiz..
Erol Kara Kutlu Yolculuk Anıları- 20.07.2017















































Hoş geldiniz. Fikirlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız