Sitemizde aramak istediğiniz konuyu
                                      "

DiniErk - Doğru Dini Bilgi

Lise Mezunlarını İşe Almak İsteyen DİB, Dibe Vurdu


Diyanet İşleri Başkanlığı yayınladığı son İmam Hatip alımında yine "eski tas eski hamam" uygulamasından vaz geçemedi ve lise mezunlarına imam yolunu yine açtı.
Yıllar öncesinin kıymetli lise mezunu imamlarıyla bugünün imam hatip liselerinden çıkan yeni mezunların kalite yönünde dağlar kadar fark olduğu inkar edilemez gerçek iken Diyanet İşleri Başkanlığının imamlık gibi âli bir makama bilgi yönünden diplerde dolaşan dağarcıklarıyla hiç bir zaman o makama konulmayacak olanları imamlığa getirmesi kabul edilir bir düşünce değildir.
Geçen yıllarda da sıkça eleştiri konusu olmuş, sempozyum, toplantı ve aile sohbetlerine kadar girmiş olan "lise mezunlarından imam" tartışmasını yeniden alevlendiren bu şartın Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son alımlarında yine tercih nedeni olması şaşkınlık vericidir.
Üniversite sınavlarında dahi İlahiyatlara ya da daha kabul edilir meslek grubunda kazanım elde edeceği bir fakülteye girmeye dahi hak kazanamayan son dönem İHL mezunlarını bir topluluğa, bir cemaate önder olarak getirmenin bu dine vurulmuş bir darbe olacağını düşünememek sadece hayatın akışını bilmemek anlamına gelmektedir.
İmamlık gibi bir makam sahibi olacak kişilerin önüne geleni al zihniyetiyle aranan şartlara katılması düşündürücüdür.
Son 10 yılın İHL mezunlarının bilgisi tartışmalıdır. Sınıf geçmede elenmeyen, ders ve ödevleri  kopyala yapıştıra geçiştirilen eğitim sistemi içerisinden gelen ve sadece öğretmen başarısız olmasın diye şişirilmiş notlarla mezun edilen öğrencinin bugün özel sektörde bile kabul görmediği gerçeğiyle bunlar çırak bile yapılamazken Diyanet gibi bir kurumun bu kategoride topluma önder olacak göreve 1400 İHL mezunu alımı doğru bir karar değildir.
Hakları yenen, görülmek istenmeyen ve sokaklarda alım bekleyen üniversitelilere bakalım.
Onlar iyi bir din eğitimi alarak kaliteli bir din görevlisi olmak için yıllarca dirsek çürüttüler. İlk, orta, lise yetmedi bir de lisans okudular. Gece gündüz kitapları devirdiler. Günlerce dış dünyadan bağlantılarını kestiler. Onlarca lira değil yüzlerce lira kitap parası verdiler. İlk önce KPSS sınavına girdiler. Yetmedi. Bir de meslekleriyle ilgili olarak DHBT denilen Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görev almak için girilmesi gereken "Din Hizmetleri Alan Bilgisi " sınavına girdiler. Her sınav için harç bedeli ödediler. Belki 100, bilemediniz 90 gibi sonuçlar aldılar.
Umutla, heyecanla alım beklediler.
Ve bir 24 Aralık 2024 günü medyada yer alan bir haberle sevinçle bilgisayarlarından, cep telefonlarından habere ulaşmaya çalıştılar.
4000 kişinin imam hatip olarak alınacağı haberine odaklandılar.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan ilanda 2400 İlahiyat mezunu, 100 hafız ilahiyat mezunu, İHL kökenli önlisans mezunu hafız 100, yine İHL kökenli önlisans mezunu 200 ve en ilginç duruma geliyoruz önlisans ve lisans mezunlarının yok sayılmasına neden olan 1200 İmam hatip lise mezunu 1200 kişinin alınacağı...
Listede en ilginç olan önlisans mezunu 100 kişinin tamamının hafız olması ama 1200 lise mezununa  kapıların açılması. 
Üstüne üstlük KPSS sınav sonucu 50 olan herkes... 
Zira üniversiteli hafızlar hepsinden kıymetli.. Ne var ki, koskoca Diyanet sadece 100 üniversite mezunu hafız alıyor. DHBT'de şampiyon olsa da önlisans mezunlarının fazla şansı yok. Lise mezunları kadar kıymetli değiller. 
Defalarca dile getirildi. "Diyanet İşleri Başkanlığına lise mezunu alınmamalıdır. İmam alınmamalıdır. Müezzin kayyım alınmamalıdır. KKÖ alınmamalıdır. Hatta KKÖ'lerin bile pedagoji eğitimi almış, formasyonu olan İlahiyat lisans olması gerekirken..
Bir öğretmen sayılan KKÖ'leri bile akın zamanda lise mezunundan aldıkları biliniyor.
Dinleyen yok.
Şu gerçeğ dahi göremiyorlar.
Lise mezunlarına tüm özel sektör şirketleri burun ucuyla bakıyor.
Kıymet vermiyor. 
Sokaklarda alım için bekleyen hafız lisans mezunları varken illa de lise mezunu almak din eğitimini, din görevlisini kalitesizleştirmek demektir. Zira ülkemizde hafızlık sadece 6236 ayeti ezberlemekten öte bir şey değil. (Alımla ilgili tüm detaylara buradan ulaşabilirsiniz )


Diğer din ilimleri önemli değilmiş gibi..
Kur'an-ı Kerim'i anlamak, anlatmak, tebliğ etmek, sünnetleri bilmek, akaidi , siyeri öğrenmek önemli değil.
Papağan gibi Kuranı ezberle topluma önder kişi, ol. 
Sahi üniversitede önlisans, lisans eğitimi almış olanalar kimi korkutuyor.
Lise mezunları önlisans ve lisans mezunlarından daha fazla kıymetli. 
Diğerleri boşa okumuş..
Kalpleri hizmet aşkıyla yanan en az 4 yıl siyer, fıkıh, tefsir, Kuran-ı Kerim eğitimi almış yüz binlerce insan....
Hatta bunların içinde pedagoji eğitimi almış, formasyon sahipleri..
Belki de ayıp olacak ama yüksek lisans yapmış olanlar..
Peki, bu insanların umutları... Bunun vebali...
Eski Diyanet İşleri Başkan yardımcısı ve son olarak İstanbul il Müftülüğü yapmış bulunan Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz'ın geçtiğimiz yıllarda ifade ettiği "Türkiye'de lise mezunlarının mesleki hizmette istihdamı artık tarih oldu, bunun tek istisnası galiba Diyanet'tir. Ben, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da bu uygulamaya son verip, artık fakülte mezunu arkadaşlarımızın imamlık ve müezzinlik yapması gerektiğini; yani doğrusu imam ve müezzinlerin, üniversite mezunu olması lazım geldiğini düşünüyorum" sözlerini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Son olarak, son yıllarda haberlere düşen imamların, müezzinlerin durumuna bakarak şunu net olarak söyleyebiliriz. Bilhassa halkla içiçe olan cami görevlilerinin kalitesizliği sık sık gündeme geliyor. Bazı din görevlilerini bulundukları makamın tüm saygınlığını yerle bir edecek haberleri medyanın üçüncü sayfalarından inmemektedir.
Kalitesizliği toplum tarafından kanıtlanmış lise mezunlarının İslam alemine yarar sağlamayacağı, Dini hizmet amacında olmayacaklarını, din gönüllüsü değil  yarın sadece Diyanet'in ATM memuru olacakları, bununla yetinecekleri asla ve asla akıldan çıkarılmamalıdır. Ve toplumda bir hiç olarak görülecekleri cami ve imam saygınlığını yerle bir edeceklerini yıllar önceden belirttiğimiz gibi bugünde dile getiriyoruz.
Diyanet'in son dönem lise mezunlarını imamlık kadrosuna düşünmesi imamlık makamını hiçe saymaktır. Alım yapılmadan bundan vaz geçilmesi gerektiğini Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öngörülü, inisiyatif sahibi, deneyim sahibi akil kişilerden de bu konuda öneri alarak eleman alımında hassas olması gerektiği kanaatiyle doğruları bulacağına inanıyoruz.
Diyanet silkelenip liyakate önem vermeli. Öğrenim görmüş personelinin diploma derecesini tavanda tutmalıdır.

Erol Kara @dinierk için yazdı
dindar, ilmihal, diyanet, namaz, hac umre, islam

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*