
Hac ve umreye bir çok kereler Diyanet İşleri Hac organizasyonu ile gitmiştim. O sene de özel tur organize eden firmayla gitmek istedim. Popüler markalardan biri olan S*m*rş*h ile niyetlendik ve gittik. (Gitmez olaydık)
Menzil Tarikatına bağlı olan firmanın düzenlediği turla yola çıkmamız ve umre yolculuğu süresince yeni yeni kavramlarla, yeni yeni senaryolarla yaptığımız umre turunun en acı tarafı gayrimüslümlerin günah çıkartma eylemlerine rastlamamız oldu.
Allaha ortak koşmanın, ibadetlere şirk karıştırmanın, İslam'da olmayanaın İslam'da varmış gibi yaşanılması acınacak boyutta idi.
İlk olay Hatm-e Hacegan programları
Kaldığımız otelin lobisine asılı program cetvelinde ve ayrıca bağımsız olarak asılmış bulunan duyuruda "Hatme-i hacegan" kavramını gördüm.
Nedir bu Hatme-i hacegan deyince yüzüme saf saf bakanların bakışları altında kendimi cahil biri olarak düşündüm.
Bir iki kişiden "nerede yaşıyorsun" der gibi bakışlar görünce sustum. Sormadım. Ve imkan bulur bulmaz bunu araştırma arzusu ile konua vakıf oldum.
Ve internete girebildiğim ilk anda bunun ne demek olduğunu öğrendim.
Efendim, hatme-i hacegan demek Hatme, cemaat ile toplu hâlde yapılan bir halka zikridir. Kur’an ve sünnette övülen ve teşvik edilen zikir çeşitlerinden birisidir. diyordu, bir kaynak...
Sünnet imiş. Ne var ki her tarikat bu hatme-i birbirinden farklı şekilde uyguluyor imiş. Netice büyük ve küçük olarak çeşidi varmış.
Mekke'deki otelin mescit katında iki kere yapılan bu hatme Medine'de yer olmadığı için odalardan birinde yapılmıştı.
Bu hatmelerde ne oluyor. Onu anlatayım.
Nakşibendilere göre hatme şu şekilde oluyormuş.
Evvela 25 kere istiğfar olunur. Bu 5 veya 15 de olur. Sonra gözler yumularak rabıta-i şerifle beraber kalbe nazar edilir. önce 7 tane Fatiha'yı şerif okunur, 100 salavatı şerife , 79 elem neşrahleke suresini okuduktan sonra 1001 ihlas-ı şerif okunup, tekrar 7 fatihayı şerife ve 100 salavat-ı şerife ile birde aşr-ı şerif okunarak duası yapılır ve vukuf-u kalbiye her zaman dikkat edilir.
Allaha ortak koşmanın, ibadetlere şirk karıştırmanın, İslam'da olmayanaın İslam'da varmış gibi yaşanılması acınacak boyutta idi.
İlk olay Hatm-e Hacegan programları
Kaldığımız otelin lobisine asılı program cetvelinde ve ayrıca bağımsız olarak asılmış bulunan duyuruda "Hatme-i hacegan" kavramını gördüm.
Nedir bu Hatme-i hacegan deyince yüzüme saf saf bakanların bakışları altında kendimi cahil biri olarak düşündüm.
Bir iki kişiden "nerede yaşıyorsun" der gibi bakışlar görünce sustum. Sormadım. Ve imkan bulur bulmaz bunu araştırma arzusu ile konua vakıf oldum.
Ve internete girebildiğim ilk anda bunun ne demek olduğunu öğrendim.
Efendim, hatme-i hacegan demek Hatme, cemaat ile toplu hâlde yapılan bir halka zikridir. Kur’an ve sünnette övülen ve teşvik edilen zikir çeşitlerinden birisidir. diyordu, bir kaynak...
Sünnet imiş. Ne var ki her tarikat bu hatme-i birbirinden farklı şekilde uyguluyor imiş. Netice büyük ve küçük olarak çeşidi varmış.
Mekke'deki otelin mescit katında iki kere yapılan bu hatme Medine'de yer olmadığı için odalardan birinde yapılmıştı.
Bu hatmelerde ne oluyor. Onu anlatayım.
Nakşibendilere göre hatme şu şekilde oluyormuş.
Evvela 25 kere istiğfar olunur. Bu 5 veya 15 de olur. Sonra gözler yumularak rabıta-i şerifle beraber kalbe nazar edilir. önce 7 tane Fatiha'yı şerif okunur, 100 salavatı şerife , 79 elem neşrahleke suresini okuduktan sonra 1001 ihlas-ı şerif okunup, tekrar 7 fatihayı şerife ve 100 salavat-ı şerife ile birde aşr-ı şerif okunarak duası yapılır ve vukuf-u kalbiye her zaman dikkat edilir.
Bu hatmelere katılmak istedim. En azından gözümle kulağımla iştirak edeyim dedim ama hacılara hizmette böylesine çok kusur edenlerin bu işte de başarısız olacaklarına inandığım gibi menzilci olmadığım için aralarına girmem, bu programa katılmam doğru değilmiş ve olmuyormuş.(!)
Tabi bu programın sonunda yine günah çıkartmak isteyenler imamın huzuruna giderek affedilmelerine vesile olmaları için talepte bulunuyormuş.
Böyle bir rituelin peygamberimiz tarafından yapıldığına inanmak çok zor. Aklım hafazam almıyor. Bu uyduruk dini törenin İslam'da yeri olmadığına yaptığım araştırmalarla iyice kanaat getirmiştim.
Bir diğer saçmalıklarına ise Arafat tepesini ziyartte şahit oldum ki, resmen adı ile sanı ile şirk olan bir eylem. Günah çıkartma eylemi.
Nasıl bir gruba denk gelmiştim, nasıl bir oyunun içine düşmüştüm her fırsatta kendime kızıyordum.
İşte Arafat'ta günah çıkartma komedisi
*******
Arafattayız...
Otobüslerden indik. Önce toplanmamız istendi. Gruplar kendi aralarında belirli mesafelerde durdu. Grup hocaları ellerindeki kitaplardan Arafat hakkında bilgiler verdi.
Daha sonra Rahmet tepesine çıkmamız ve 15-20 dakika içerisinde dönmemiz istendi.
Acele etmeliymişiz.
Diğerleri gibi biz de çıktık. Dualarımız, satıcılarla olan alışverişimiz birbirine karışmış gibiydi.
Gidenler bilir.
İşportacılar burayı mekan tutmuşlardır. Ucuz olmasa bile dükkânlardan daha hesaplı incik, boncuk vs bulmak mümkün..
Dolanırken az ötemde yere diz çökmüş 6 - 7 kişi halka oluşturmuş halde duruyordu.
Halkanın başında da sarıklı, cübbeli Menzil cemaatine sadık olarak bağlı abid diyorlar, bu şahıs 18 - 20 yaşlarında genç birinin elini tutmuş
- Günahlarından bağışlanmak istiyorsun öyle mi.
-Evet
-Pişman oldun mu
-Evet
-İtiraf ettin mi ?
- Ettim
-Bir daha yapmayacaksın, değil mi ?
-Evet
-Ben de günahlarını aldım, yüklendim. Bundan sonra günah yoktur. Selametle
- ................ ( Abidin ellerine sarılır.)
- Sıradaki
Yanımda dikilen birine burada ne yapıldığını sordum.
Aldığım cevap gayet düşündürücü idi.
"Günahlarından arınıyorlar, tevbe ediyorlar, söz veriyorlar"
Bir Müslüman kimden tevbe ister. Burada düşünelim..
Nasıl bir sapkınlıktır.
Bir Müslüman namaz kılar ve her namazın her rekatinde Fatiha okur. "Rabbimiz, biz yalnız senden yardım isteriz ve yalnız sana yöneliriz " der
Bunlar ve bunlar gibiler ne yapıyor..
İşte Allah-u Tealanın bu yöndeki emirleri
Otobüslerden indik. Önce toplanmamız istendi. Gruplar kendi aralarında belirli mesafelerde durdu. Grup hocaları ellerindeki kitaplardan Arafat hakkında bilgiler verdi.
Daha sonra Rahmet tepesine çıkmamız ve 15-20 dakika içerisinde dönmemiz istendi.
Acele etmeliymişiz.
Diğerleri gibi biz de çıktık. Dualarımız, satıcılarla olan alışverişimiz birbirine karışmış gibiydi.
Gidenler bilir.
İşportacılar burayı mekan tutmuşlardır. Ucuz olmasa bile dükkânlardan daha hesaplı incik, boncuk vs bulmak mümkün..
Dolanırken az ötemde yere diz çökmüş 6 - 7 kişi halka oluşturmuş halde duruyordu.
Halkanın başında da sarıklı, cübbeli Menzil cemaatine sadık olarak bağlı abid diyorlar, bu şahıs 18 - 20 yaşlarında genç birinin elini tutmuş
- Günahlarından bağışlanmak istiyorsun öyle mi.
-Evet
-Pişman oldun mu
-Evet
-İtiraf ettin mi ?
- Ettim
-Bir daha yapmayacaksın, değil mi ?
-Evet
-Ben de günahlarını aldım, yüklendim. Bundan sonra günah yoktur. Selametle
- ................ ( Abidin ellerine sarılır.)
- Sıradaki
Yanımda dikilen birine burada ne yapıldığını sordum.
Aldığım cevap gayet düşündürücü idi.
"Günahlarından arınıyorlar, tevbe ediyorlar, söz veriyorlar"
Bir Müslüman kimden tevbe ister. Burada düşünelim..
Nasıl bir sapkınlıktır.
Bir Müslüman namaz kılar ve her namazın her rekatinde Fatiha okur. "Rabbimiz, biz yalnız senden yardım isteriz ve yalnız sana yöneliriz " der
Bunlar ve bunlar gibiler ne yapıyor..
İşte Allah-u Tealanın bu yöndeki emirleri
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
"Allah'ı bırakıp ta sana fayda da zarar da veremeyecek şeylere dua etme! Eğer böyle yaparsan, şüphesiz zalimlerden olursun. Allah seni bir zarara uğratırsa, onu senden kaldıracak ancak O'dur. Sana bir hayır dilediği takdirde O'nun ihsanını geri çevirecek de yoktur." (Yunus: 10/106)
"Siz rızkı ancak Allah katında arayın, O'na ibadet edin..." (Ankebut: 29/17)
"Allah'ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir? Kıyamet Günü insanlar haşrolununca, onlar kendilerine yalvarıp yakaranlara düşman olurlar ve kendilerine yapılmış olan ibadetleri reddederler." (Ahkaf: 46/5)
"Yoksa, dua ettiği zaman sıkıntıya düşen kimsenin duasını kabul edip fenalığı gideren, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı?" (Neml: 27/62)
Rasulullah (s.a.v.) zamanında mü'minlere eziyet eden bir münafık vardı. Bazı mü'minler:
"Şu münafığın şerrinden korunmak için Allah'ın Rasulü'nden yardım isteyelim." dediler. Durumdan haberdar olan Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Benden yardım istenmez, yardım yalnızca Allah'tan istenir." (Taberani, Heysemi Mecmeuz-zevaid: 10/159, Ahmed: 5/317.)
"Allah'ı bırakıp ta sana fayda da zarar da veremeyecek şeylere dua etme! Eğer böyle yaparsan, şüphesiz zalimlerden olursun. Allah seni bir zarara uğratırsa, onu senden kaldıracak ancak O'dur. Sana bir hayır dilediği takdirde O'nun ihsanını geri çevirecek de yoktur." (Yunus: 10/106)
"Siz rızkı ancak Allah katında arayın, O'na ibadet edin..." (Ankebut: 29/17)
"Allah'ı bırakıp ta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir? Kıyamet Günü insanlar haşrolununca, onlar kendilerine yalvarıp yakaranlara düşman olurlar ve kendilerine yapılmış olan ibadetleri reddederler." (Ahkaf: 46/5)
"Yoksa, dua ettiği zaman sıkıntıya düşen kimsenin duasını kabul edip fenalığı gideren, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı?" (Neml: 27/62)
Rasulullah (s.a.v.) zamanında mü'minlere eziyet eden bir münafık vardı. Bazı mü'minler:
"Şu münafığın şerrinden korunmak için Allah'ın Rasulü'nden yardım isteyelim." dediler. Durumdan haberdar olan Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Benden yardım istenmez, yardım yalnızca Allah'tan istenir." (Taberani, Heysemi Mecmeuz-zevaid: 10/159, Ahmed: 5/317.)
********
Bu nasıl bir kıl tutulmasıdır, yorumu size ait.
Erol Kara / @Dinierk / Kutsal Yolculuk Anıları





Hoş geldiniz. Fikirlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız