
Haç'ı Kıran bir sohbet...
Teslis – Inkarnasyon
(M: Müslüman)
(H: Hiristiyan)
- M: Sizin inancınıza göre kaç tanrı vardır?
- H: Tanrı birdir, nitekim şöyle yazıyor:
“Dinle, ya Israil, en temel inancınız şudur: - Rabbimiz birdir-“ (Mark. 12:29) - M: Öyle ise teslis kavramı ne anlama geliyor?
- H: Teslis kavramının anlamı tanrının üçe ayrılmasıdır: Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh.
- M: Bunlar birbirinden ayırdedilirler mi?
- H: Evet bunlar ayırdedilirler, fakat hepsinin ilahi sıfatları vardır ve ayrı bir varlıktırlar.
- M: Öyleyse tanrı bir değil üçe çıkıyor.
- H: Hayır, bunların üçü bir gibidir, üç şahıs fakat bir tanrı, bir ailenin fertleri gibi...
- M: Öyleyse tanrıdan sözettiğin zaman, kasdettiğin bir ailedir, bir veya iki farklı fert değil.
- H: Aynen öyle.
- M: “Tanrı Oğlu Isa” dediğin zaman ne kasdediyorsun? Isa tanrı’nın oğlu mu demek oluyor bu, yani bütün ailenin oğlu, Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh’ dan ibaret ailenin oğlu mu demek oluyor bu?
- H: Hayır, Isa sadece Baba Tanrı’nın oğludur.
- M: Peki, o halde Yahya; 17:3 ayetini oku:
“Işbu sonsuz hayat demektir ki Seni gerçek Rabbi bildiler ve gönderdiğin Isa’ya inandılar.”
Hazreti Isa’nın burada Baba Tanrı’nın ta kendisine ve Kutsal Ruh’a mı seslendiğini inanıyorsun? - H: Hayır, burada yanlız tanrıya sesleniyor, Baba Tanrıya.
- M: Ve Baba Tanrı tek ve gerçek tanrı öyle değil mi?
- H: Tabii ki evet.
- M: Yeri ve göğü kim yarattı?
- H: Baba Tanrı.
- M: Hazreti Isa yaratmadı mı?
- H: Hayır.
- M: Ve Tanrı’nın hala üç olduğunu söylüyorsun!
- H: ...
- M: Teslis için Incil’de bir delil var mıdır?
- H: Hz. Isa sık sık Baba’dan ve Kutsal Ruh’dan söz ederdi.
- M: Hiç bir zaman tanrı’nın üç olduğunu söyler miydi?
- H: Hayır, sanmam. Incil’de böyle bir şey yazmıyor.
- M: Peki Zebur’da?
- H: Zebur’da da yazmıyor.
- M: Buna rağmen Üçlü Birliğin dininizin temel inancı olduğunu savunuyorsun.
- H: Evet.
- M: Öyleyse tanrı’nın teslisi neden Hz. Isa’dan öncede hiç bir peygamber’e vahyedilmedi: ne Hz. Ibrahim’e, ne Hz. Musa’ya, ne de başka herhangi bir kanun getirici peygambere?
- H: Bunu bilmem.
- M: Tanrı üçtür demene başka hiç bir delilin var mı?
- H: Bunun böyle olması lazım, nitekim tanrı’nın kainatı yaratmasından önce sonsuz bir yanlızlık içinde olması düşüncesi bize dehşet vermesi lazım.
- M: Tanrının yalnız kaldığı takdirde onu biri öldürebilir miydi, veya aç kalabilirmiydi, böyle mi düşünüyorsun?
- H: ...
- M: Hz. Isa hiç bir zaman tanrılık iddiasında bulundu mu?
- H: Hayır, fakat inkar da etmedi.
- M: Öyleyse oku:
- “Bana niçin iyi dersin? O’ndan, o tek olandan hariç kimse iyi değildir, bu da tanrı’dır!” (Markus 10:18)
- H: Isa tanrı’ydı çünkü yalnız tanrı’nın yapabileceği şeyler yapardı.
- M: Mesela?
- H: Ölüleri diriltirdi ve şöyle derdi:
- “Ben tekrar diriliş ve yaşam’ım. Kim bana inanırsa yaşayacaktır, ölmüş olsa bile.” (Yahya 11:25)
- M: Bundan sonraki ayeti de oku:
- “Her kim yaşıyor ve bana inanıyorsa, hiç bir zaman ölmeyecektir.”
- Hiristiyanlar ölmezler mi? Yaşam ve hayat kavramları burada mecazi kavramlardır.
- H: Ama Lazarus’u ölümden diriltmişti.
- M: Hz. Ilyas ve Hz. Hezekiel’in de tanrı olduklarına inaniyor musun?
- H: Hayır. Neden sordun?
- M: Çünkü onlar birçok ölüyü diriltmişlerdi. Şu ayetlerde yazıyor: 2.Kırallar, 4:35, 13:21 ve Hezekiel 37:10.
- H: Bunlar tanı’nın iradesiyle olan şeylerdir. Hz. Isa ise kendi gücüyle diriltiyordu, fark burada. Bu yüzden Isa’ya tanrı deriz, ama Ilyas ve Hezekiel’e demeyiz.
- M: Isa’nın kendi gücüyle dirilttiğine emin misin? Bunu oku:
“Ve Isa gözlerini semaya doğru kaldırdı ve dedi ki: “Baba, sana şükürler olsun ki beni duydun. Zaten beni her zaman duyduğunu biliyorum.” (Yahya, 11:41-42)
Burada Isa, tanrı’nın yardımını istedi. - H:...
- M: Isa’ nın tanrılığını başka nereden çıkarıyorsun?
- H: Isa tabiat kanunlarına hakimdi. Mesela fırtına’yı sakinletirdi.
- M: Bu konuda diğer peygamberlerin daha da büyük mucizeleri vardı:
- “Musa elini göğe doğru kaldırdı ve Mısır’ı üç gün zulmet kapladı.” (2.Musa, 10:22)
Josua güneş’e ve ay’a durmalarını emretti. (Josua, 10:13) - H: ... Isa canlı yaratırdı.
- M: Harun da bunu yapardı. Sopasını toprağa değdirdiğinde toprak bit olurdu. (2.Musa 8:17) Bu yüzden Harun’a tanrı diyebilir miyiz?
- H: ...
- M: Enkarnasyon ne demektir?
- H: Tanrının insan şekline girmesidir.Tanrı Isa şekline girmişti.
- M: Demek ki Isa’nın iki kimliği vardı, biri insani, biri de tanrısal ?
- H: Aynen böyle.
- M: Insan olduktan sonra tanrısallığından bir şey yitirdi mi?
- H: Hayır iki kimliğini de birden sürdürüyordu. Isa tamamen tanrı ve insandı.
- M: Tanrı’nın her şeye kadir ve her şeyi bilen olduğuna inanıyor musun?
- H: Tabii.
- M: Öyleyse Yahya 5:30’u oku. Isa orada diyor ki:
“Kendiliğimden bir şey yapamam. Duyduğum gibi amel ederim.”
Ve Markus 13:32 ‘yi:
“Ama o gün ve o geceden hiç bir insan’ın haberi yoktu. Hayır, ne gökteki meleklerin, ne de oğlun, yalnız Baba’nın haberi vardı.” (Markus 13:32)
Bu ayetler Isa’nın ne her şeye kadir ne de her şeyi bilen olduğunu göstermiyor mu? - H: Gösteriyorlar.
- M: Ama sen Isa’nın tamamen tanrı olduğunu söylüyorsun? Bilakis yahudiler Isa’yı tanrılık iddiasıyla suçladıklarında o bunu şöyle inkar etti:
“Yasalarınızda yazmıyor mu ki- “sizin ilihi olduğunuzu söylemiştim”.?”
Sonra kendilerine tanrı tarafından bir yasa gelenlere zaten ilahi denirde kendine sadece tanrı’nın oğlu demesi niçin günah olsun diye ileri sürdü (Yahya 10:34-36). Isa Tanrı olsaydı böyle dermiydi hiç? - H: Ama o tanrı’nın oğluydu.
- M: Hayır. Senin düşündüğün gibi değil.
- H: Ama şöyle yazıyor:
“Gökten bir ses diyordu ki: “Bu benim sevgili oğlumdur.”-” (Yahya 17:5) - M: Tanrı’nın Yakub’a şöyle dediği de yazıyor:
“Israil benim oğlumdur- Hem de ilk doğan oğlum.” (2.Musa 4:22)
Ve Davud’a da şöyle:
“Sen benim oğlumsun. Bugün ben seni doğurdum.” (Psalm 2:7) - H: Hayır, bunlar tanrı’nın oğlu olamazlar. Bunların insani babaları var. Isa’nın yok. Fark burada.
- M: Peki Hz. Adem? Onun hem anası hem de babası yok muydu?
- H: Hz. Adem yaratıldı, Isa ise doğdu. Insan babasız doğamaz. Isa’nın da babası olmadığına göre onun babasıda tanrıdır.
- M: Karısı olmadan bir baba’nın çocuğu olabilir mi?
- H: Hayır.
- M: Tanrı’nın da karısı olmadığına göre nasıl baba olabilir?
- H: Ruh’unu Meryem’e yolladı. O da hamile kaldı.
- M: Demek ki Tanrı Isa’nın manevi babasıydı.
- H: Bedensel baba’sı da neden olmasın?
- M: Bedensel bir babalık için ana ile baba arasında cinsel ilişki bulunması gerkir.
- H: Ama tanrı manevi bir varlıktır. Bu yüzden cinsel ilişkinin olması imkansız.
- M: Bu da bizim iddiamız: Tanrı manevi bir varlık olduğu için bedensel bir oğlu’nun olmasına imkan yoktur.
- H: Öyleyse “tanrı’nın oğlu” kavramının manası nedir?
- M: Tanrı’nın adil ve seçkin kullarına sevgisinin bir kavramıdır. Yazıyor ki:
“Bil ki, her adil’i o doğurmuştur.” (1.Yahya, 2:29)
“Düşün, tanrı bize ne büyük bir sevgi bahşetti, ta ki kendimize “tanrı’nın oğulları” diyebiliyoruz... düşün, biz şimdi tanrı’nın oğullarıyız.” (1.Yahya, 3:1-2) - M: Günahlar bağışlanabilir mir?
- H: Bunu anlayabilmek için ilk önce ne çeşit bir günah’ın söz konusu olduğunu tesbit etmek lazım. Üç kriter vardır:
1) ırsi günah – Hz. Adem’den miras
2) kebire - bizi tanrı’nın rahmetinden ayıran ve ondan uzaklaştıran büyük günah
3) kabahatler – tanrı’nın hoşlanmadığı halde bizi tamamen o’ndan uzaklaştırmayan küçük günah - M: Bu ayırımın için kitap’tan bir delilin var mıdır?
- H: Hayır.
- M: Haydi bakalım,buyur, devam et.
- H: Ikinci ve Üçüncü kategoriye düşen günahlar iman ve pişmanlıkla af olunabilir.
Ama birinci kategoriye düşen günah afolunamaz. - M: Hz. Adem nasıl bir günah işledi?
- H: O kebire işlemişti.
- M: Niçin afolunmadı?
- H: Af olunmasına imkan yoktu çünkü Hz. Isa henüz yoktu. Isa günahları afeder.
- M: Şimdi önemli bir konu aydınlanması lazım. Isa bir insan olarak günahları afedemez ki. Günah tanrı’ya karşı işlenen bir suçtur ve bunu ancak tanrı afedebilir.
Ve mademki Isa’nın tanrı olduğuna inanıyorsun, tanrı olarak doğumundan önce de varolması gerekir. Neden peki rahmetinden Hz. Adem’in pişman olmasını sağlamadı ki kebiresini af eylesin? - H: ...
- M: Bugün Adem’in günah’ı nasıl af olunabilir?
- H: Bu günah Adem’in zürriyet’ine geçti ve Isa insanlar’ın bağışlanması için hayat’ını verdi. Buna kefaret kurbanı deriz.
- M: Incil’e göre Adem’e nasıl bir ceza verildiğini biliyor musun? Incil’de yazıyor ki: “Tanrı kadın’a dedi ki : - Sancılar içinde çocuklarını doğuracaksın. – Adem’e dedi ki: - Alnının teriyle ekmeğini kazanacaksın.-” (1. Musa, 3:16-19)
- H: Ne demek istiyorsun?
- M: Demek istiyorum ki: Eğer Isa’nın kurban’ı sayesinde insanlar’ın affı sağlandıysa, cezaları neden hala sürmekte? Hiristiyan kadınları bundan böyle çocuklarını sancılar içinde doğurmuyorlar mı, erkekler ekmeğini alınlarının teriyle kazanmıyorlarmı?
- H: Evet, öyle.
- M: Madem ki cezaları hala sürmekte, günahlarının afolunduğunu nasıl iddia edebilirsin?
- H: ...
- M: Kefaret Kurbanı ne demektir?
- H: Insan doğuştan günahkar ve tanrı’nın rahmetinden uzaktır. Tanrı’nın bağışlaması ve afetmesi çerçevesinde Isa’nın haç’ta ölmesini gerektiriyordu ki insanların günahını üzerine alsın insanlar da kurtulsun. Bu da Kefaret Kurabanıdır. Bu yüzden Isa günahlarımız için kendini feda etti deriz.
- M: Günahsız bir insan’ı öldürmek lutuf mudur? Bu bilakis büyük bir vahşet değil midir? Ve suçlu’nun yerine bir masum’u ölüm’e mahkum etmek adalet midir? Böyle bir hükmü dünyevi bir mahkeme bile vermezdi!
- H: ...
- M: Lütfen bana tanrı’nın insanları afedebilmesi için neden Isa’nın haç’ta öldürülmesini gerektirdiğini söyle.
- H: Bu gerekli değildi, bu sadece tanrı’nın insanlar’ı ne kadar çok sevdiğinin bir belirtisidir.
- M: Ilahi sevginin ne kadar bir garip göstergesidir ki, o çok bağışlayıcı tanrı insanlar’ı afedebilmesi için oğlunu katlettirsin. Sevgisini daha uygun bir şekilde gösteremezmiydi?
- H: ...
- M: Ta ki ilahi irade insanlar’a sevgisini gösterecek olsun, bunun daha kolay ve daha iyi bir yöntemi vardı; Hz. Adem’in hemen kendi oğlu çarmıh’a geriliebilirdi. Böylece bütün insanlar günah’tan kurtulurlardı.
- H: Tanrı’ya sen mi yapacağı işi öğreteceksin?
- M: Ben sana sadece düşüncelernin mantıksızlığını göstermek istiyorum. Tanrı isteseydi gerçek suçlu olan Adem’i mahfedebilirdi ve böylece günah’ı çekirdeğindeyken bertaraf edebilirdi; sonra yeni bir Adem yaratabilirdi ve böylece masum oğlunu vahşi cezadan kurtarabilirdi.
- H: Ya bunun başka değil de bu şekilde olması takdiri ilahi ise?
- M: Insanlardan binlerce sene bir suçları olmaksızın rahmetini esirgemek takdiri ilahi olabileceğini mi sanıyorsun? Bu gerçekten çok garip bir şey. Farzedelim ki bu takdiri ilahidi. O halde Hz. Isa nasıl tanrı’nın kararına aykırı bu şekilde dua ederdi:
- “Babam, mümkünse, beni idam’dan kurtar, benim arzum üzere değil, sadece senin arzun üzere olsun!” Hz. Isa tanrı’nın arzusunu bilmiyormuydu? Hani kendisi de tanrıydı?
- H: Ama Isa ölümü kabullendi ve bizim günahlarımız için acı çekti ya.
- M: Incil’de hiç kimsenin bir başkası için ölemeyeceği yazıyor. “Hiç bir baba çocuğu için ölemez, ve hiç bir çocuk babası için ölemez!” (5.Musa, 24:16)
- “Oğul babasının cürmünü taşımaz, ve baba oğlunun cürmünü taşımaz! Müttekilerin adaleti kendilerine; kötülerinde hastalığı kendilerinedir.” (Hezekiel, 18-20)
- Öyle de Adem’in çocukları nasıl babasının günahını taşınlar? Ve Isa başkaların günahı için ölsün? Isa kanun’u kaldırmak için mi geldi?
- H: Yok, Hayır, o kanun’u kaldırmaya gelmedi.
- M: Kanunda da kimsenin bir başkasının günahını üstlenemeyeceyi yazıyor!
- M: Isa çarmıhta mı öldü?
- H: Bundan şüphen mi var?
- M: Hem de büyük bir şüphem var! Bir: Incil’de çarmıh’ta ölenin melun olduğu yazıyor:“Kim çarmıhta öldüyse tanrı tarfından lanetlernmiştir.” (5. Musa, 21:23) Tanrı’nın adil bir elçisi olarak, Hz. Isa’nın bu melun ölümü ölmesi imakansızdı.Bundan hariç Isa’nın haçta asılı kaldığı rivayet edilen süre adam öldürmek için imkansızdı. Rivayetlere göre hz. Isa en fazla altı saat asılı kaldı. O zamanın şartlarına göre bu süre içinde adam ölemezdi. Nitekim Isa’nın yanında asılı olan hırsızlar da ölmemişti.Ve bundan hariç bir askerin hançerlemesi sonucu Isa’nın yaralarından sızan kan ve su hayatta olmasının bariz bir delilidir.Bundan’da hariç Isa’nın “Babam, mümkünse, beni idam’dan kurtar, benim arzum üzere değil, sadece senin arzun üzere olsun!” diye ettiği dua icabetsiz kalmadı. Bilakis bunun icabetini öğreniyoruz: “O günlerde göz yaşı içinde ağlayarak kendisini ölümden kurtarabilecek olan tanrı’ya dua edip yalvaran’ın duası kabul olacaktır, çünkü o O’ndan korkardı.” (Heb.; 5:7)
- H: Ama güçlü bir haykırışla ruhunu teslim ettiği de yazıyor.
- M: Aynen bu haykırış Isa’nın o an bağırmak için yeteri kadar takati olduğunu gösteriyor. O kadar çok takat ki o durumda müteakiben ölemeyecek kadar. Gerçek şudur ki çarmıhlanan dıştan içe yayılan bir kazıklı humma sonucu ölür. Vücudu olağanüstü yoran en yavaş bir öldürme usülüdür bu. Insan’ı o kadar halsiz eder ki o an haykırmak için kesinlikle gücü kalmaz. Aslı şudur ki Isa, uyuştucu bir meşrubattan üç yudum aldıktan sonra derin bir baygınlık geçirmişti ve öldüğü sanılmıştı. Yahudiler Paulus’u taşladıktan sonra, onun bile öldüğü sanılmıştı. (Havariyun tarihi, 14:20).
- H: Ama Isa ölümü yenip tekrar kalktı ve kendini havarilerine gösterdi.
- M: Daha önceki delillerim çerçevesinde Isa’nın şimdiye kadar gizemli ölümü aydınlandı. Ölümü şüheli olan bir şahıs bir kaç gün içinde tekrar piyasaya çıkarsa ne sanırsın? Ölümü yenip de tekrar uyandığını mı yoksa hiç ölmeyip de sadece yanlışlıkla ölmüş sanıldığını mı? Hangisi daha mantıklı?
- H: Tabii ki ikinci varsayım daha mantıklı. Ama o halde niçin ölümü tadıp da tekrar dirileceği yazıyor?
- H: Isa böyle bir şey hiç bir zaman söylemedi. Sonra düşmanlarının arzuladığı haç’ta ölümünü hiç ölmeyeceği önceden yapılan birçok rivayet’e uyuyor. Daha çok tabii bir ölümle öleceği rivayet edildi. Yahudilerin bir işaret istemesi üzere, şöyle demişti: “Başı boş ve kötü bir nesil bir işaret isteyecektir, fakat Yunus’ unki hariç bir işaret bulamayacaklardır. O ki üç gün ve üç gece bir balığın karnındaydı, bunun gibi insan’nın oğlu da üç gün ve üç gece yerin kalbinde kalacaktır.” (Matt., 12: 38-40). Yunus balığın karnına ölü mü girdi, diri mi?
- H: Diri girdi.
- M: O üç gün boyunca hayatta mıydı?
- H: Evet, hayattaydı.
- M: Öyleyse Isa nasıl Yunus’a benzetilebilir, ki madem öldü ve üç gün ölü kaldı? Yaşam ölüme bu kadar benziyor mu?
- H: ...
- M: Hatta bazı havariler bile Isa’nın çarmıh’ta ölmediğini biliyordu.
- H: Nasıl yani?
- M: Lukas (23:56) Isa’ya, mezara konduktan sonra ilaç ve şurup getirildiğini söyledi. Eğer Isa öldüyse, bu ilaçlar niye? Bunlar bir ölüye gerekmez!
- H: Peki neden Isa ölümü yendi deniyor?
- M: Kim böyle diyor? Ne Isa ne de havarileri böyle bir iddia’ da bulundular. Mezardan çıktıktan sonra kendi tutumu bile bunun aksini gösteriyordu.
- H: Ne demek istiyorsun?
- M: Isa, ortalıkta böyle bir iddia’da bulunmaktan kesinlikle sakınırdı. Ne aleniyet’e göründü ne de düşmanlarına meydan okudu.
- H: Bunu gerekli görmedi.
- M: Ya neden kılık değiştirip saklandı? Hani ölümün artık kendisinde bir etkisi yoktu?
- H: Yok ya. Böyle bir şey yapmadı ki.
- M: Bunu sana isbat edeceğim! Ilk önce kılığıni o kadar iyi değiştirdi ki, mezar’ını ziyaret’e gelen Meryem kendisini bahçivan sandı. (Joh., 20: 14-15). Sonra “başka bir suretle ikisi arasında göründü ve böylece vadiye gittiler.” (Markus, 16:12). Daha sonra, dinlenip kendine geldiğinde vardığı Galileya’dan havarilerine kendisiyle buluşsunlar diye bir mektup yolladı. Incil’de şöyle yazıyor:“Sonra Isa kendilerine dedi ki- Korkmayın, kardeşlerime söyleyin ki Galileya’ya beni görmeye gelsinler.” (Mat., 28:10).Galileya’da da hiç bir zaman ortalık’ta görünmedi, havarilerinle hep bir dağ’ın yamacında buluştu: “Sonra havariler Isa’nın kendilerini beklediği dağ’a gittiler.” (Mat., 28:16).Orada’da kendilerini hep gizlice gördü. Sadıkları hariç hiç kimseyle görüştüğü bir yerde söz konusu değil.
- H: Isa’nın göğe yükselmediğini mi demek istiyorsun?
- M: Evet, pek tabii. Beşeri bedeninle böyle bir şey nasıl olsun?
- H: Ama görenler oldu!
- M: Sen bana ilk önce gök nerede onu söyle.
- H: Bunu nasıl yapabilirim?
- M: O halde nasıl göğe yükseldiğini söyleyebilirsin?
- H: ...
- M: Bundan hariç Mattheyus ve Yohanes’de hiç miraç’tan söz edilmiyor. Sadece Lukas ve daha sonraki birkaç muhabir bundan söz ediyor. Miraç gibi olağanüstü bir vaka gerçekten vukua gelseydi, Mettheyus ve Yohanes bunu mutlaka anlatırdı.1948’in Incil’in gözden geçirilmiş standartı bile bu “rivayet”’i dışlamıştı.
- H: Madem Isa göğe yükselmedi, kendisiyle ne oldu?
- M: Işin püf noktasıda burada zaten. Isa’nın ne dediğini biliyorsun:“Ben yanlız Israil ailesinin kaybolan kuzularına gönderildim.” (Mat., 15:24) Filistin’de sadece iki Israil’li oymak kalmıştı. Kronik’te diğer on oymağın assuriyeli kıral Shalmanesser’in köleleri olarak doğu ülkelere, Afganistan ve Keşmir’e kaldırıldıkları yazıyor. Bu oymakları bulmadan Isa’nın görevi tamamlanmamış olurdu. Kendiside dedi ki:“Sesimi buralı olmayan başka insanlar’a da duyurmalıyım.” (Yoh., 10:16).
- H: Yani Isa kaybolan diğer Israiloğullarını bulmak için bu ülkelere gittiğini mi demek istiyorsun?
- M: Tabii. Iyileşir iyileşmez görevini tamamlamak için ülkesini terk etti.
- H: Ama bize o’nun görevi haç’ta ölmek olduğu öğretildi.
- M: Öyle olsaydı haç’ta ölüm’den kurtulması için yalvarıp dua edermiydi hiç? Isa hiç bir zaman öyle bir şey söylemedi de. Havariler’i bile haç’ta ölmesiyle görevinin yarım kalacağını biliyordu.
- H: Bunu nerden çıkarıyorsun?
- M: Lukas anlatıyor. Havariler’in Isa’nın mezar’ını gördükleri andaki duygularını ve an Isa’nın hayatta olduğuna kanaat getirmelerini şöyle anlatıyor:“Rahibler ve papazlar onu idam’a mahküm edip çarmıh’a germişlerdi. Biz ise o’nun Israil’i kurtaracağını umuyorduk ve bugün o olay üzerine geçen üçüncü gün oluyor.” (Lukas, 24:21) Son cümleye dikkatinizi çekerim!
- H: Bunların tümü beni gafil avladı.
İNCİL HAKKINDA ARAŞTIRMA YAPMAK İÇİN ONLARDAN ÖĞRENİN
Kutsal Kitap Gerçeği
Tanrı'yı Kişisel Olarak Tanımak Kutsal Kitap Değiştirildi Mi?
İznik Konseyinde Ne Oldu?
Neden Dört İncil?
Barnaba İncili Nedir?
İncil'i Daha Okumadınız Mı?
Müslümanların Bazı Yanlış Anlamalarını Anlamak Giriş Hıristiyanlar birden fazla Tanrı'ya mı tapınırlar?
Tanrı, Baba mıdır, İsa, Tanrı'nın Oğlu mudur?
İsa, Haç üzerinde ölmedi mi?
Yahudiler ve Hıristiyanlar Kutsal Yazıları değiştirdiler mi?
Kutsal Kitap Peygamberlikleri Muhammet'in geleceğini öngörüyor mu?
İsa'nın Mesajı yalnızca İsrailoğulları için midir?




Hoş geldiniz. Fikirlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız