Sitemizde aramak istediğiniz konuyu
                                      "

DiniErk - Doğru Dini Bilgi

Bu Durumu Yaşamak İstemiyorsanız, Boşanmayın


Güzel güzel anlaşırken, eşlerin mutluluğu bir anda bir sebepten dolayı bozulabiliyor. Bazen bu sebep onarılmaz, telafi edilemez bir olaydan bazen de incir çekirdeğini doldurmayacak sebepten.. Düşünmeden, ardına bakmadan, bir anlık öfke ile yıkılan yuvalar mağdur çocuklar, düşmanlıklar ayyuka çıkıyor.
Evlilik hayatını sona erdiren olay boşama olarak hayata girmiş oluyor. Yıkılan yuvaların sonunda pişmanlık olsa da geriye dönüş imkanı kalmıyor. Nefis , hışım, nefret, öfke vs adını ne koyarsanız koyun önceden bir anlaşma yoksa erkek "boşama" hakkını kullandığında kadına yolu gösterebiliyor.
Boşanan kadın koca evinden ayrıldıktan sonra sinirleirn karşılık yatışması, hatırlı kişilerin araya girmesi, pişmanlık ve varsa çocuklaın varlığı "yuva yıkılmasın" telkinleri sonunda ilk boşamanın ardından yuva yeniden kuralabiliy. Ayrılan karı koca tekrar evlenebiliyor.
Bu dinen caiz
Ola ki, boşama bir süre sonra iki kişi arasında tekrar vuku bulunca ayrılan çiftler evlenebiliyor
Bu da caiz.
Üç olmamasına özen göstermek gerekir.
Üçüncü kez boşanma olmamasına eşler mutlaka mutlaka çok dikkat etmelidir
Dönüşü olmayan bir yola giriyorlar
Boşama sonrası boşayanın mehir ödemesi, Allah’ın boşamayı sevmediğini bildirmesi gibi tedbirler  boşama sayısının sınırlandırılmış olmasına sebeptir.
İslâm, kadının sınırsız olarak boşanıp geri alınma hakkını kocalara iki kez tanımış üçüncüsümnde geriye dönülmeyen bir yola sokmuştur. Üçüncü boşamadan sonra bir erkeğin eski karısına dönmesi ne yazık ki, ilk ikisi kadar kolay olmamaktadır.
Üçüncü kez karısını boşayan bir kocanın karısını getri getirmesi artık dağları delmek kadar zor. Ahlaki sınırları patlatacak kadar ağır bir durum olmaktadır.
Sünnete uygun boşama hakkı, her biri kadının aybaşı halinde olmamak üzere üçtür. Bir temizlik içinde ancak bir boşama hakkı kullanılabilir. 
Her bir hak kullanıldıkça koca kendisini tartıp düşünmeli, kesin ayrılmaya niyetli ise eşini iyilikle bırakmalı, pişmanlık duyuyor ve mutlu bir beraberliği umuyor ise iyilikle evliliğe dönmelidir. 
Evlenirken kocanın eşine verdiği mehri, boşamadığı halde baskı yaparak kısmen veya tamamen geri alması câiz değildir. 
Ancak kadın evliliğe tahammül edemiyor, geçimsizlik sebebiyle evlilik hukukuna riayet edememekten korkuyorsa, bir meblâğ ödeyerek kocasından boşanmak istiyorsa bu takdirde mehri kısmen veya tamamen geri ödeyerek evliliği bitirmesi (muhâlea) câiz kılınmıştır. 
Geçimsizlik kocadan kaynaklanıyor, mehri almadan da karısını boşamak istemiyorsa yine kadın mehrini vererek boşanır; ancak bu takdirde aldığı mehir kocaya helâl olmaz (mânevî yaptırım)
İlk iki ayrılık ve tekrar birleşmenin kendince kuralları vardır. Üçüncü boşanmanın kuralı onurlu, namuslu, iffetli, ahlaklı bir adam için çok ama çok ağır bir yükümlülük getiri ki, Allah c.c. Kur'an-ı Kerim'de bu durumu şu şekilde dile getirmiştir.
"Boşama iki keredir. Her ikisinden sonra ya iyilikle evlilik içinde tutmak veya güzellikle serbest bırakmak gerekir. (Eşlerin) Allah’ın koyduğu kurallara uymamalarından korkmadığınız sürece onlara verdiğiniz mehirden hiçbir miktarı geri almanız sizin için helâl olmaz. Eğer Allah’ın kurallarına uymamalarından korkarsanız, kadının evlilikten kurtulmak için bir meblâğ vermesinde taraflara bir vebal yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu kurallardır, öyleyse onları çiğnemeyin. Her kim Allah’ın koyduğu kuralları çiğnerse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. (Bakara129)
İkinciden sonra koca eşini bir daha boşarsa, bundan sonra kadın, boşayandan başka bir koca ile evlenmedikçe ona helâl olmaz. İkinci koca da onu boşarsa, birinci kocası ile bu kadının, Allah’ın kurallarına riayet edecekleri kanaatine varırlarsa, tekrar evlilik hayatına dönmelerinde bir sakınca yoktur. Bunlar Allah’ın kurallarıdır, bilmek isteyenler için onları açıklamaktadır. (Bakara130)"
İki boşamadan sonra anlaşamayan çiftlerin üçüncü kez bir araya gelmek istemesi, evlenmeleri ilk iki şekilde kadar kolay olmamaktadır. Üçüncü olarak tekrar evlenme İslam'da mümkün olmamaktadır. Ola ki evlendiler. Bu haramdır. Haram bir yuva kurulmuş olur ki, Allah'ın rızası yoktur.
Mümkün olmasının tek yönünü yine dinimize göre cevaplarsak, Koca daha önce iki boşama hakkını kullanmış olursa üçüncü boşamadan sonra taraflar istese bile yeniden evlenmeleri mümkün değildir. Bunun için kadının, başka biriyle samimi birlikteliği, karı koca ilişkisinin kurulması gerekir. Bu ikinci koca da kadını boşar veya bir başka şekilde evlilik hayatı sona ererse, (ölüm gibi, boşama gibi, ) tarafların istemesi halinde kadının eski kocasıyla yeniden evlenmesi câiz hale gelir. Bu evlenmede de yine üç boşama hakkı yeniden oluşur.
Artık, karısını başkasının yatağında görmeyi hazmeden bu tür bir boşanmaya razı olur. 
Bu nedenle, boşanma konusunda iffetli bir erkek ya da kadın konuyu iyice düşünmeli, sonra son çare olarak boşanmaya razı olmalıdır.
Bugün bazı kendini bilmezlerin , hatta peygamberin (sav) in "iğreti teke" dediği kişilerle oyun oynayarak üçüncü boşanma sonrası yapılması gereken evlilikleri sözleşme ile değiştirerek keyfi bir uygulama, dine aykırı bir çözüm bulmaları da asla ve kat'a caiz değildir. 
"Hülle veya tahlîl, üç kere boşanmış kadını, boşayan koca ile yeniden evlenmesini sağlamak üzere bir başka erkekle –nikâh akdinden ve cinsel ilişkiden sonra hemen boşaması üzerinde– anlaşarak (muvâzaalı olarak) evlendirmek suretiyle gerçekleşmektedir. Böyle bir evlenme en azından niyetlerde bir “geçici evlenme”dir ve geçici evlenme Sünnî İslâm’da câiz değildir. Hz. Peygamber samimi ve evlilik içinde yaşamak niyetiyle olmayıp, tahlîl (hülle) niyetiyle yapılan evliliğin câiz olmadığına, “bu evliliği yapan erkeğe iğreti teke” diyerek ve “hem bu iğreti tekenin hem de buna razı olan kocanın lânetlendiklerini” bildirerek işaret etmiştir (İbn Mâce, “Nikâh”, 33; Müsned, I, 83 vd.; Ebû Dâvûd, “Nikâh”, 16). Böyle anlaşmalı evliliklerin câiz ve geçerli olmayacağının bir başka delili de yine Hz. Peygamber’in, “üç boşamadan sonra yapılan evlenmenin yalnızca bir sözleşmeden ibaret olamayacağını, fiilen evlilik ve cinsî hayatın yaşanması gerektiğini” bildiren hadisidir (Buhârî, “Talâk”, 7, 37). ( Kaynak : Diyanet Kur'an Tefsiri)

Derleme Erol Kara - @dinierk
dindar, ilmihal, diyanet, namaz, hac umre, islam

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*