
Kabir azabı var mıdır, yok mudur ? Kimine var, kimine yok. Var diyenler ayetlere, hadisi şeriflere bakarak bu kararı verir yok diyenler Kur'an'da olmadığı iddiasıyla söyler, durur. İnsanlık tarihi boyunca, her peygamber döneminde, gelmiş geçmiş hatta gelecekteki insanların yaptığı cehennem, cennet, berzah, azap, kıyamet vs tartışılır olmuşsa bu konu da bugüne kadar yazılanlar bir kenarsa bırakılarak tekrar tekrar tartışılır konulardan olmuştur. Hatta, her kavim, her ümmet kıyametin kendi dönemlerinde geleceğini sanır ve aradan milyonlarca yıl geçtiği halde kıyametin gelmemesi de enteresandır. Oysa, her insanın kıyameti kendi ölümüdür. Her insanın mucizesi kendi doğumudur.
Pekala, her insanın kıyameti kendi ölümü ise ölüm sonrası neler bekler insanı. Kabire girince, ailesi geri dönüp gidince, bir başına kabirde neler olur. Konumuza göre, kabirde azap mı vardır, rahat bir uyku hali midir.. Yoksa, yattığı yerde insan çürür gider mi ?
Biz bu yazımızda (inşaallah) Kabir azabı yoktur diyen, hak dini kendi beyinlerine göre yorumlayıp toplumu etkilemeye çalışan İslam âlimi olduğunu iddia eden, din adına ahkâm kesen sözde akademisyen, şeyh, molla, hoca efendi, mürşit, müftü, vaiz, imam, mevlithan, Kur’ân Kursu öğreticisi, din dersi öğretmeni, dede, baba, ahunt veya topluma dinî sunum yapan din tüccarları /çakma ilahiyatçılar / hoca müsveddeleri/ Kur’ân ve sahih sünnetin ilkelerini rehber edinmeden, İsrâiliyat, Mesîhçi, Mecusi, hadis düşmanı, mitoloji sevdalısı ve masalları referans alan gafiller topluluğuna bir kez daha "Kabir Azabı"nın varlığını, ilahi kitabımızdaki ayetlerle hatırlatmak isteriz.
Kur'an-ı Kerimde Kabir ve Azap
Kabir ehli olup azap gören var mı yok mu ?
Hadisleri yok sayan sadece Kur'an diyenlerin baktığı yüce kitabımıza bakalım. Yüce Kitabımızdaki bunca delile rağmen hadisi şeriflerden bahsetmeyeceğiz. Çünkü, "Kur'an'da kabir azabı yoktur" diyenler "ölülerin ta kendileridir, sağır ve dilsizlerdir". Bu yüzden onlara peygamberin (sav) sözleri de fayda etmeyecektir.
- “Ey iman edenler! Allah’ın üzerlerine gazap ettiği kimselerle dostluk yapmayın. Onlar ki ahiretten ümit kesmişlerdir. Kabir ehli kâfirlerin ümit kestikleri gibi.” (Mümtehine 13)
- “Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: 'Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!' (denilecektir)” (Mümin 46)
- "Sonunda günahları yüzünden tûfanda boğuldular, ardından ateşe atıldılar, kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar." ( Nuh 25 )
- "Çevrenizdeki bedevîler içinde münafıklar var. Medine ahalisi içinde de iki yüzlülüğü huy edinmiş olanlar var. Sen onları bilmezsin; onları biz biliriz. Onları iki defa cezalandıracağız, ayrıca çok büyük bir azaba itilecekler." (Tevbe 101)
- "Belki dönüş yaparlar diye, onlara o büyük azaptan önce daha yakın azaptan muhakkak tattıracağız." (Secde 21)
- "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar." (Ali İmran 169 -170)
- "Faiz yiyenler ancak şeytanın çarparak sersemlettiği kimse gibi (kabirden) kalkarlar." (Bakara 275)
- "Sizler cansız iken size O hayat verdiği halde Allah’ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O’na götürüleceksiniz." (Bakara 28)
- "Allah’a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken “Bana da vahiy geldi” diyenden ve “Ben de Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim” diyenlerden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün boğucu dalgaları içinde, melekler de ellerini uzatmış, onlara “Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O’nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamanızdan ötürü bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız!” derken onların halini bir görsen!" (En’am 93)
İnsanın malum bilgilerle, dünyevi ilimlerle, oradan buradan duyumları ve kişisel, yöresel, geleneksel toplanmış bilgilerle mevcut dünya lisanlarıyla Kur'an-ı Kerim'i tam olarak anlayabilmeleri için peygamberlerin ( Onlar da Allah'ın izin verdiğince) ilimleri kadar ilme ihtiyaçları vardır. Kur'an-ı Kerim bilinen Arap lisanıyla bile zor anlaşılırken ,bir kaç kelime Arapça bilenlerin kendilerince , kendi akılları erdiğince meal etmeleri , bilhassa müteşabih ayetlerde tartışma yapmaları da Allah'ın emri ile olur. Allah c.c bu durumu zaten Kur'an-ı Kerim'de bildiriyor.
Yukarıda zikretmeye çalıştığımız ayetlerde görüleceği gibi kıyamet öncesi azaplardan, bazı insanların (başta peygamberler ve onlardan sonra şehitlerin) diri olduğundan söz ediliyor.
Ölülerin İşitmesi
Kabirdekiler ölü ise kabir melekleri nasıl ölüyü sorguya çekecek. Onlara nasıl duyuracak deyip Kur'an-ı Kerim'de yer alan
- "Bil ki sen ölülere işittiremezsin; dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın." (Rum 53)
- "Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın." (Neml 80)
ayetlerini gösterip burada söz edilen ölüleri mezardaki ölüler zannedenler gerçek anlamı bilmek istemezler. Çünkü burada, akıl ve izan ziyanı olan insanların, Allah'ın emirlerine kör ve sağır olanların kast edildiğini anlayamazlar. (Bakara, 171) "Onlar sağır, dilsiz ve kördürler; çünkü onlar düşünmezler" demekle yaşayan ölülerden söz etmektedir.
Son söz... Gaybın ilmi Allah c.c katındadır. İnsan bazı bilgileri akıl edemez, kendince yorumlar. Kabir hayatı, Berzah hayatı da bir gaybtır. Bilgisi Allah c.c katındadır. Bize düşen kabir azabına inanmak ve vacip olduğunu bilmektir. Çünkü, Allah c.c, bazı bilgileri Kur'an ile bazı bilgileri ise vahiy ile Resulü (s.a.v) vasıtası ile bize bilmemiz gereken kadarını bildirmiştir. Allah (c.c), Hz. Muhammed (sav) dört halife ve bütün sahabeyi kiram,(rah) bütün tabiin, ( Allah razı olsun) bütün hadis kaynakları, bütün ilk dönem tefsir kaynakları, dört mezheb imamı ve selef-i salihinin tamamı ( Hepsine selam olsun) bizlere haber vermiştir. Biz dinimizi bunlardan öğrendik. Günümüz din bozguncularından da öğrenecek değiliz. Din tüccarlarına karşı Rabbimiz biz, iman edenleri muhafaza etsin ( Amin)
Ayeti Kerime ile “Oysa onların bu konuda bir bildikleri yok; sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçek bilginin yerini tutamaz.” (Necm 81) diyor ve "“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdikleri zaman erkek olsun kadın olsun hiçbir mü’min için o işinde istediği (başka) birşeyi tercih etmek yetkisi yoktur." Ahzab 36 ile yazımızı noktalıyoruz.
Muhakkak ki, Allah c.c en doğruyu bilendir
Erol Kara @dinierk için araştırdı.




Hoş geldiniz. Fikirlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız