Sitemizde aramak istediğiniz konuyu
                                      "

DiniErk - Doğru Dini Bilgi

Osmanlıların Büyük Anneleri ... Hayme Ana...


Tarih Yazan Evlatların Anası, Hayme Sultan ve Öğütleri

Kadının sokakta olmasını arzu eden çevreler sahneden eksik olmuyor. Ve dün evinde mutlu, huzurlu bir yaşamı olan ve sadece ailesi ile ilgilenen bir kadın yerini sokaklarda gece gündüz demeden işe giden, her girdiği yerde tanımadığı insanlara hizmet eden ve bunun karşılığında yeri gelince sosyal güvencesi olmadan, asgari ücretin daha azına mecbur bırakılan hatta namus bilmeyen insanların iğrenç düşüncelerine mahkum edilmesine sebep olunan kadın konumuna gelmiştir.
Dün kendini yabancıların bakışlarından sakınan, korunmaya çalışan kadından bugün teşhirci kadın durumuna düşen kadınlar sokakları doldurmaktadır.
Sözde kadın hakları deyip kadınları cariye konumuna düşüren bugünkü zihniyetin sebebi olan bazı çevreler, en başta dövülen, darp edilen, işkencelere maruz kalan kadından başlanarak erkek düşmanlığının had safhaya çıkmasını sağlayacak beyanatlarda bulunarak gündemi şiddetin ve baskının ortasına oturtulmuş kadınların sorumlularıdır
Kadınların ezilmişliğinden, aile içi baskılarından dem vurarak “sabretmeyin isyan edin, biz size bakarız” nakaratlarıyla adeta kadını evinden soğutan bazı dernek ve kuruluşlar mor iğne, kör iğne laklakası altında boşanmaların iyiden iyiye artmasına neden olacak çabalarla sözüm ona koruyucu – yol gösterici maskelerin altında aile bozgununa sebep olacak çalışmalar yapmaya devam etmektedirler.
Ve bir kısım medya ki, bu medya her sayfasında çırılçıplak teşhir ettiği, satışlarının artması için malzeme olarak kullandığı, ekranlara evlenmek ya da boşatmak için çıkarttığı kadınların haklarını savunur gibi gözeterek koyun postuna bürünmüş çakal vazifesini sürdürmektedir.
Ve kimliksiz kalan günümüz kadını da bu tuzağa düşmeye devam etmektedir.
Çok uzaklara gitmeden, sadece Osmanlı tarihinin başında vereceğim bir örnekle bir kadının nasıl devlet ana olacağına değinirken, kadınımızın kendi değerini nasıl ayaklar altına aldığını resmini çizmek istiyorum.
Hayme Ana adını duyanınız varsa da genellikle ilk akla Ankara’nın ilçesi olan Haymana ile Kütahya Domaniç’de her yıl yapılan şenlikler akla gelir. İşte bu şenliklerin özü olan ve ismini tarihimizin en şerefli başlangıcından alan Osmanlı Beyliğinin kuruluşuna veren Hayme Ana’dan ya da Bacıbey’den veyahut Devlet Ana'dan  bahsetmek istiyorum.
Bu kutlu insandan günümüze gelmek istiyorum
Türk tarihinde çok önemli şahsiyetlerden birisi, dünyada yaşayan bütün Türklerin cefakâr, fedakâr anası ve Türk kadınları için en büyük simgedir, diye kendisinden bahsedilen Hayme Ana kadının isterse toplumda nasıl yer edineceğinin en güzel örneğidir.
Öyle evlat yetiştirmiştir ki, bu evlatlar bir tarih yazmış, cihanşümul bir devletin çekirdeği olmuştur. Oğulları Ertuğrul Gazi, Sungurtekin Bey, Gündoğdu Bey ve Dündar Bey'in ve torunu Osman Gazi’nin yetişmelerinde emeği olan
Onları geleceğe hazırlayarak büyük bir devletin temelini atan Devlet Ana’nın ta kendisidir.


Bugün artık çocuklarını kreşe vererek daha iyi bir eğitim aldırttığını sanan annelerden, sokağa salarak ne hali varsa görsün diyerek çayıra salan analardan çok uzak bir anadır kendisi.
İşe gitmek, bir kaç bin lira için sözde kocasına destek olmak amacıyla çalışıyorum diyen ama bu paranın yarısını bir başka kadına yada şirkete vererek ana, ocak, baba sevgisinden çok uzak olarak çocuklarının yetişmesine katkı sağlayan analardan çok öte bir kadındır, Devlet ana, Hayme ana ya da  Bacıbey…
Bir kadın düşünün…
Orta Asya’dan yollara düşmüş, doğanın her türlü zorluğuna rağmen Anadolu’nun bir köşesine gelmiş ve bu zorluk ve sıkıntılarına rağmen ahlaki ve manevi yönü olgunlaşmış, saygı ve ahlakta parmakla gösterilmiş evlatlara sahip bir durumda bir obanın başında kendine bey dedirten bir kadın düşünün.
Bir kadın düşünün…
Günümüz teknolojik ilerlemelerine rağmen, aşırı stresli, sürekli desteksiz kalmalarının sıkıntısı ile depresyona ve ahlaki erozyona uğrayan yada meyilli , sıkıyı gördüğü zaman aile denen kutsal bir çatıyı yıkma pahasına soluğu mahkemede alan zavallı bir kadın düşünün.
Bir kadın düşünün…
Çalışan bir kadın ekonomik özgürlük uydurması ile kişiliğini ispat ederken verdiği sayısız tavizler yüzünden kimin kurbanı olduğunu bilmeden çırpındıkça batarken, atası durumundaki tarihin içeresinde güzellikleri akıllarıyla ölçülen kadınlardan habersiz yaşamaktadırlar.
Geçmişte, bir kadın tam gün eş ve anne olmakla kısaca ev hanımı olmakla övünürdü. Şimdi öyle bir noktaya gelindi ki artık kadınlara “Siz ne iş yapıyorsunuz?” diye sorulmakta “Ev hanımıyım” yanıtını verenlerin utanç duyar tavırları da artık dikkat çekmeye başladı.
Evinin kadını olan amacının salih bir evlat, hayırlı bir insan, adam gibi adam birini yetiştirmek için çaba harcayan annelere artık fuzuli insan gibi davranılması aslında hakaretlerin en büyüğü olmaktadır.
Kadınlar arasında dahi ben kazanıyorum, ben harcıyorum muhabbetleri evinde oturan kadını evden soğutur bir olayın parolası yapmaktadır.
Oysa topluma iyi insan kazandıracak, ürettiği eseri mükemmel yapacak olan kadın, şimdi evlat sevgisinden uzakta gazete manşetlerinde boşanan, darp edilen, para harcayan bir mal gibi sokaklardaki yerine destek bulmaktadır.
Evinde sadece çocuklarını değil içinde bulunduğu toplumu da yetiştiren kadınlara, “Sen zaten bütün gün evde ne iş yapıyorsun ki?” gibi haksız yakıştırmalar yapılmakta ve onların emekleri görmezlikten gelince hadsizliğin ve saygısızlığın da boyutu aşılmış olmaktadır.
En büyük terbiyesizlik ev hanımına yapılan küçümsemedir.
Elleri öpülesi eşler, ayaklarının altına cennet konulan anneler gitmiş yerlerine iş kadını, yorgun ve stresli bir yabancı kadın getirtilmiştir.
Ve devlet kuran bir ana yerine geleceği karartan yıkıcı kadın tipleri ana olarak sahneyi almaktadır
Oysa Hayme Ana, cefakâr, fedakâr Türk anasının en büyük timsalidir. Onun tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur. Hayme Ana, Kutlu Kayı boyunun lideri komutanı derleyicisi devlet kurucusu gibi pek çok özelliği şanlı kişiliği ile birleştirmiştir. O devlet evinin direği olmuştur.
Geçmişte kadın evinin direği olmuşsa günümüz kadını neden evinin direği olmasın.
Olmaz tabii ki, kanaatin yerini hırsın ve lüks yaşamın aldığı günümüzde boya badana yaparak güzelliğini eşi yerine yabancılara gösterecek, dişiliği ile onun bunun şirketinde yer edinmeye çalışacak kadın asli vazifesini unutmuş, bir Hayme Ana torunu olmaktan gafil yaşamaya başlamıştır.
Aslında Hayme Ana da diğer analar gibi koyundan süt sağmış, yoğurt, peynir yapmış, ipi eğmiş, aba dokumuş, bunun yanı sıra çevresindeki erkeklerin dahi anası, bacısı olmuş biri olarak her sözünü emir belletmesini bilmiş, kendisine saygı duyurtmuş bir kadın olarak tarihe geçmiştir.
İslam’ın anaya adeta bir kutsallık vermesi ve bunun belgesi olarak “Cennet anaların ayakları altındadır” demesi dahi unutulmaya saygısız evlatlar, hatır bilmeyen kocalar, kadınlığını farklı kulvarlarda kullanan kadının “Ana gibi yar olmaz“, “Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş” özdeyişlerini de komik duruma getirmesine neden olmaktadır.
Şimdi hangi ana evlatlarına “'adaletli, erdemli, sabırlı ve yoksullara karşı cömert olması''nı nasihat ediyor.
Hangi ana evlat ve torunlarının fazilet ve dirayet sahibi olması için çabalıyor.
Hangi ana evladına, kızına oğluna “Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın” nasihatleriyle yol gösteriyor.
Hangi ana “Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.” Diye nasihat ediyor.
Nereden nereye geldik.
Günümüz kadınları hiç alınmasın. Hiç kızmasın. Size ana demek, analığı hak etmişsiniz demek çok zor artık.
Sizin ana olmanız için çok fırın dolusu ekmek yemeniz lazım.

HAYME ANA KİMDİR
Hayme Ana, , dünya tarihinin seyrinin değişmesine tesir etmiştir. O, Osmanlı Devleti’nin ilk harcını atan. Hayme Ana’nın tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur.
Hayme Ana, üç kıta yedi iklimde cihanşümûl bir Türk devletinin kurucusu olan Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osman Gazi’nin babaannesidir Kocası Gündüz Alp'in (Süleyman Şah) Fırat Nehri'ni geçerken boğularak ölmesi üzerine Kayı Boyu'nun başına geçen Hayme Ana, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın yer göstermesi üzerine önce Ankara Karacadağ, ardından da Domaniç ve Söğüt'e yerleşir. Domaniç Yaylası'nı yazlık, Söğüt'ü kışlık olarak seçen Hayme Ana, oğlu Ertuğrul Gazi'yi yetiştirir, torunu Osman Gazi'yi elinde büyüterek imparatorluğun temelini atar. Ertuğrul Gazi, "Devlet Ana" diye de anılan annesi Hayme Anayı, Çarşamba'da her yıl çadır kurduğu bir tepe üzerine defnettirdi.
Hayme Ana eşiyle 800 çadır idare etmiş. Eşi öldükten sonra 400 çadırla geldiği bu topraklarda, en güzel ve en mükemmel şekilde 630 yıl süren bir imparatorluğun tohumlarını atmıştır.
Sultan 2. Abdülhamid Han, 1892'de Hayme Ana'nın kabri üzerine bugünkü türbeyi yaptırdı.
Çarşamba Köyü'nde vefat eden Hayme Ana için mezarı başında 744 yıldır anma töreni düzenleniyor., hayır dualarıyla anılıyor.
Her yıl Kütahya Domaniç Çarşamba köyündeki Hayme Ana Camii'nde düzenlenen programlarda, Ertuğrul Gazi'nin annesi ve Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babaannesi Hayme Ana yad ediliyor. Bu ne bahtiyarlıktır ki, evlatlarının varlığı ile analar yad ediliyor. 
Nur içinde uyu, Hayme Ana.. Allahu Teala her evlada senden daha hayırlı analar nasip etsin

HAYME ANA'NIN OĞLU ERTUĞRUL GAZİ'YE ÖĞÜDÜ

OĞUL,
Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgarlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar, artık son durağımız, şon konağımız olsun.
Oğuz’un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dallan gökyüzünün yüceliklerine uzansın.
Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta KadirRabbim gözüpek yiğitlerimizi korusun.
Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile; kır çiçekleri gibi saf ve temiz, ak yüzlü, ala gözlü kızlarımız Kutlu Kayı Boyu’muza gürbüz evlatlar versinler.
Altın başlı otağlarımız Çarşamba yaylasını bürüsün.
Kayı’nın ve diğer bütün bayların oğullarını Ertuğrul’umla bir tutarım. Onların hepsini soyumuz için Hakk’ın Kutsal birer emaneti bilirim.

OĞUL,
Boyundan-soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda, obanda herkes gezsin.
Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.
Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur.
Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.

OĞUL
Beylik dermekle, ağalık vermek iledir.
Sofranı ve keseni yoksullara açık tut…

HAYME ANA
(Oğlu Ertuğrul Gazi ‘ye öğüdü)

Kaynak :
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hayme_Hatun

EROL KARA / dinierk








dindar, ilmihal, diyanet, namaz, hac umre, islam

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*