Sitemizde aramak istediğiniz konuyu

DiniErk - Doğru Dini Bilgi



Süslü Püslü Cübbe Giyenler Okusun

Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse Allah c.c'da ona kıyamet gününde zillet elbisesi giydirir (*)

Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanının dahi siyah cübbe ve kırmızı fes üzerine sarılı olan beyaz sarıkla dolaştığı günler geride kaldı.
Hatta, o zamanlarda fes üzerine kullanan kişi sarığı kendisi sarar, ucunu hafif arkadan salar buna özen gösterirdi.
Hem siyah düz cübbeler ve hem de sarık sarmalar tarih oldu.
Bugün artık sadece Diyanet İşleri Başkanı değil en ücra yerde bulunan cami imamı bile rengarenk, süslü püslü, geniş nakışlı cübbelerle, jelatin ya da naylona sarılı sarığı kullanır oldu.
Bazı kişilerin "sünnet çocuğu" benzetmesi yaptığı, bazı kimselerin "kadınların dış elbisesi gibi" yine bazılarının "süslü ferace" dediği cübbeler salgın hastalık gibi her yerde görülür oldu.
Genelde buna, "şöhret elbisesi" olarak bakmak istemeyen dini çevreler olsa da imamların kendilerine "ayrımcılık", "farkındalık", "gösteriş" ve anlamı tam olarak ifade edilemeyen ""neden giydiklerini kendilerinin de ifade edemediği" son yılların moda cübbeleri yazımızın konusu.

Şöhret elbisesi nedir ? 
Hadislerde zikredilen “şöhret elbisesi” tabiri iki açıdan yorumlanmaktadır: Kişinin insanlar arasında giyimi ile şöhret ve ün kazanması, gösterişli ve lüks elbiseler giymek şeklinde olabileceği gibi, eski ve yıpranmış elbise giyerek, zühd ve takvâ gösterişi sûretinde de tezâhür edebilir.
Son yıllarda cübbe/sarık kombinasyonunun artması, insanların "dindar" görünme çabaları pratikte öyle görülse bile, yapılan eylemlerde bunların sadece bir maske, bir kimlik olmasından ötürü bir amaca hizmet etmediği görülmektedir. 
Bunun yanı sıra işlemelerde haddi aşan boyutta olan rengarenk cübbelerin varlığı da en alttan en üstte tüm Diyanet görevlilerinin tercihi oldu.
2003 yılına kadar Diyanet İşleri Başkanlarını, müftüleri ve imamları sade siyah bir cübbe ve kırmızı fes etrafına sarılmış beyaz sarıkla görürdük.
2003’te Diyanet İşleri Başkanlığı makamına oturan Ali Bardakoğlu’yla beraber kemik renginde, işlemeli cübbeler boy göstermeye başladı.
Diyanet'in başarısız ve şaibeli başkanlarından olan Bardakoğlu'nun işlemeli cübbe tercihi  toplum içerisinde farkındalık oluşturmaktan öte bir amaç taşımıyordu. Yıllar yılı siyah cübbe giyen başkanların bu amaçta olmaması birden bir buna ihtiyaç duyulması, Bardakoğlu'nun içinde bulunduğu makamı anlayamaması, şekil olarak farkındalık oluşturmaktan öteye gitmeyen başarısız çalışmalarının kılıfı gibiydi.


2003 yılından sonra Ali Bardakoğlu ile başlayan ve Prof.Dr. Mehmet Görmez, Prof.Dr. Ali ERbaş ile devam eden değişimle gelen Diyanet İşleri Başkanının cübbesinin makam, mevki ve toplumdaki yeri bu şeklin yerinde bir değişiklik olarak kabul edilmesini mantıken kabul edilebilir bulunuyordu.
Ancak, bu kıyafetlerin en alt kadro cami imamlarının giyer hale getirilmesi, buna göz yumulması ve hatta birbirleriyle yarışmaları bir yana il/ilçe müftülerinin cübbeleriyle yarışı hale getirilmesi abesle iştigal olmaktadır. Bunun yanın da mahalle imamının mahalle cemaatine karşı gövde gösterisi, kibir malzemesi olmasına da sebep olarak görülmesi mesafelerin açılmasına neden olmaya başlamıştı bile.. 
Her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlarının bu tür süslü cübbeleri giymesi hoş görünse de imam ve müezzinlerin bu yarışta yer almaları çirkin olmakta, peygamber efendimizin hadisini hatırlatmaktadır.

Hatta, bugünkü gibi çok süslü cübbenin önüne geçmek için Diyanet İşleri Başkanlığı aldığı kararla, 2003 yılında Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde bej rengi cübbe ve sarık, 2013 yılında Çorum’un İskilip ilçesindeki Metin Alkan Halk Eğitim Merkezinde gri renkte ve biyeli olarak imamlar için cübbe dikilmesi istemişti. Buna göre imamların cübbelerin sürekli sadece olması tercih edilmişti. Uygulamada bu cübbelerin pek tercih edilmemesi, vaaz ve hutbe verilen günlerde süslü, nakışlı cübbelerin tercih edildiği görülmektedir.. 

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, "İmamın Cübbesi Siyah" yazısında özetle şunları dile getirmişti.
"Eskiden imamlar, derin dinî bilgisi, entelektüel müktesebatı, kılık kıyafeti, güzel sesi ile cemiyete rol modeli teşkil eden seçkin şahıslardı. Hükümet ile halk arasında köprü vazifesi görürlerdi.
Abbasîlerin başkadısı İmam Ebu Yusuf’a, Halife Harun Reşid en efdal renk hangisidir diye sorduğunda, “Kur’an-ı kerimin yazıldığı mürekkebin rengi” cevabını vermişti. Abbasilerin resmî rengi ve bayrağı siyah idi. Bundan beri kadılar, imamlar, Cuma hatibleri siyah cübbe giyer, beyaz sarık sarardı.  Şiî Fâtımîler, buna inat, imamlara beyaz cübbe giydirdi. 1839 tarihinde, kadıların da imamlar gibi beyaz sarık sarıp siyah cübbe giymeleri hakkında ferman neşredilmişti. Bu kıyafetin, her bakımdan dinin şan ve şerefini muhafazaya elverişli olduğu düşünülmüştür.
Bir önceki diyanet işleri reisinin yegâne icraati, imam cübbesini beyaza boyamak oldu. Kendisine de makamı ile mütenasip olmayan ve Macar operet kahramanlarını andıran simli nakışlı bir cübbe yaptırdı. Beyaz renk, kir gösterdiği gibi, içine giyileni de belli eder. Siyah renkte ise bir vakar ve heybet vardı. Asırlardır devam eden dinî geleneklerle oynamak doğru değildir. (Kaynak)

Son kez, hadisi şerifi yine paylaşalım. Belki ders alan olur.
"Bir kimse dünyada şöhret elbisesi giyerse, Allah (z.c.hz.) onu kıyamet günü aynı elbiseyi giydirerek sûi şöhretle teşhir eder ve nihayet onu ateş alır." (Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma) - Kaynak: Ramuz el e-hadis, 441. sayfa, 11. hadis )

(*)Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5664, tahric edenler, hadisin hasen olduğunu söylemişlerdir; Ebû Dâvûd, Libās, 4029; İbn Mâce, Libâs, 3607, Elbânî hadisin sahih olduğunu söylemiştir, Gayetu'l-Merâm, 91

Derleme : Erol Kara - @dinierk
ilmihal, diyanet, ibadet, hac umre, islam, kuranda

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*