
Henüz teknoloji camiye girmediği yıllarda, imamın sesini en arkadan duyan cemaatin varlığının yok olduğu herhalde 20 - 30 yıl olmuştur. Koca Sinan camileri yaparken sesin akustik ölçüsü içerisinde yayılması için ne kadar emek harcadıysa, günümüz cami yapanları da ondan daha fazla emek pardon para harcayarak cami içlerini mikrofon ve hoparlör ile doldurmak için çaba harcıyor.
Evet, 100 metrekare alana konuşlandırılmış mescit diyebileceğimiz küçük camilerden selatin camilere kadar tüm ibadethanelerimiz elhamdülillah mikrofon ve hoparlörden geçilmez oldu.
Bir de bunları ele geçirenlerin son perdeden avaz avaz bağırması ile , kulakların dolayısıyla ruhen yaşadığımız ses işkencesi ile geçirdiğimiz saatler bitse de gitsek dedirtmeye başlıyor.
Bilhassa müezzinlik yapan resmi görevli dışında avamdan herhangi birinin avazı çıktığı kadar kamet ve tesbihat yapması artık, cemaati isyan ettirecek boyutta olmaktadır.
Buna rağmen kimseyle kötü olmayayım diye sesini çıkartmayan cami cemaati içinden neler diyor, Allah bilir.
Bilhassa sabah namazlarında, camilerde vakit namazlarında tek bir saf dolu, beş on kişi var yok. Bir de 10-20 kişinin katılım gösterdiği cenaze namazlarında. Bir bakıyorsunuz imam efendi takıyor yaka mikrofonunu, yanında yine birkaç mikrofonu açıyor. Gümbür gümbür ses camide yankılanıyor. Hani camiler çok kalabalık olsa, arkalara sesini duyurmak zorundasın. Kardeşim arkana bak, kaç kişi var. Ne gereği var. Sünnete uygun olan çıplak ses olmasına rağmen nefesin yetiyor, bir de güzel okuyorsan o mikrofon sana zarar vermiyor mu ? Sesini bozuyor, cazır cuzur bir ses iç gıcıklıyor. Kendine kötülük yapıyorsun, cemaate kötülük yapıyorsun. Ayrıca size soruyorum. Hoparlörle bangırdatılarak okunan iç ezanlar, kametler, hutbeler, tesbihatlar sizin kulaklarınızı acıtmıyor mu? Yani, farkına varın. Mikrofonun, hoparlörün adam gibi kullanıldığında bid’at-i hasene, bağırtıldığında bid’at-i seyyie olduğunu size söyleyen olmadı mı ?
Hazır genelgeden söz etmişken Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 6/8/2007 tarihli Başkanlık Hizmetleri Genelgesinin "Cami ve minare hoparlörlerinin kullanılması"nı düzenleyen 21. Maddesine ve 14.11.2019 tarihli Cami Hizmetlerinde Verimliliğin artırılması Genelgesindeki E maddesinde yer alan "Camilerdeki Ses Sistemlerinin Kullanımı" başlığı altındaki uyarıya da yer verelim ki, bilenler hatırlasın bilmeyenler öğrensin.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 6/8/2007 tarihli Başkanlık Hizmetleri Genelgesinin 21. maddesi
"MADDE 21- (1) Başkanlığımız mevzuatına göre minarelerde bulunan hoparlörlerden yalnızca ezan ve sala okunması gerekmektedir. Bazı yerlerde cami içerisinde icra edilen vaaz, mevlit ve benzeri diğer dini programların minarede bulunan hoparlörlerden yayınlandığı, bu durumun da hoşnutsuzluğa ve şikáyetlere sebep olduğu, Başkanlığımıza intikal eden bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu sebeple;
a) Cami içinde yapılan vaaz, mevlit ve benzeri programlar, minare hoparlörlerinden yayınlanmayacaktır.
b) İbadet esnasında cami içindeki ses cihazlarının sabah, akşam ve yatsı gibi cemaatin az olduğu vakitlerde kullanılmaması ve yalın sesle iktifa edilmesi, ayrıca diğer vakitlerde kulağı rahatsız etmeyecek ve huşu içinde dinlenmesine imkán verecek şekilde ses ayarının yapılması sağlanacaktır.
c) Hoparlörlerin ses düzeninin, ezanın çevrede duyulmasını sağlayacak fakat yakın komşuları da rahatsız etmeyecek şekilde ayarlanması temin edilecektir.
ç) Milli güvenliğin icap ettirdiği durumlar ile yangın, deprem, sel felaketi gibi olağanüstü durumlar hariç olmak üzere cami hoparlörleri, ezan ve gerektiğinde sala dışında kullanılmayacaktır.
(2) Camilerden uzak mahalle veya yazlık sitelerde ikamet eden vatandaşların okunan ezandan istifade edebilmeleri amacıyla belediye yayın cihazından verilmesi, cami ya da mescit bulunmayan yerlere alıcı cihaz konulması hususunda Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı mütalaasında; ’Cami ve mescit bulunmayan yerlerde ezan okunmasının meşru olduğu göz önünde bulundurularak, halkın talebi olması şartıyla cami, mescit ve minaresi bulunmayan yerlere, merkezi ezandan yararlanmak amacıyla hoparlör takılmasında sakınca yoktur’ denilmektedir. Buna göre;
a) Hoparlörün takılmasını semt halkının çoğunluğunun istemesi,
b) Cami hoparlörünün monte edileceği yerin/birimin, telefon, elektrik GSM direği vb. mekánların sahibinin ve yetkililerinin onayının alınması,
c) Uzlaşma usul ve esaslarına riayet edilmesi,
ç) Görüntü ve ses kirliliğine meydan verilmemesi,
Hususları yerine getirildikten sonra, mülki amirin onayı alınarak talep edilen ve izin verilen yere ezan sesini nakletmek için hoparlör takılabilecektir."
14.11.2019 tarihli Cami Hizmetlerinde Verimliliğin Artırılması Genelgesindeki E maddesi
( Tamamını Okumak İçin Tıklayınız)


Hoş geldiniz. Fikirlerinizi paylaşmanızdan mutluluk duyarız