Sitemizde aramak istediğiniz konuyu
                                      "

DiniErk - Doğru Dini Bilgi

Peygamberi Sevindiren Ayet Şaban Ayında Vahyolundu


Peygamberi Sevindiren Ayet Şaban Ayında Vahyolundu

Şaban ayının özelliklerinden biri de, Allah'ın(c.c) Hz. Muhammed'e (sav),  Ahzab Suresi 56. ayette bildirilen, salavat ve selam getirme emrini içeren ayeti indirdiği ay olmasıdır.
Şaban, Hicri takvimde 8. aydır ve mübarek iki ay, yani mübarek Recep ayı ile mübarek Ramazan ayı arasında yer alır. Şaban aynı zamanda Resulullah (sav)'in nafile oruçlarını sıkça tuttuğu bir aydır. Bu konuda bildirilen hadisi şerif şöyledir.
"...Bazen neredeyse Şaban ayının tamamında oruç tutardı." (Buhari, Müslim) 

Şaban Namaz Ayıdır
Şaban ayının bir diğer özelliği de namaz ayı olarak da adlandırılmış olmasıdır. Şaban'ın Peygamber'in namaz ayı olarak adlandırılmasının sebebi, "Şüphesiz Şaban ayı, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) için bereket ayıdır, çünkü Ahzab Suresi'nin 56. ayeti Şaban ayında nazil olmuştur." 
Anlamı: "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salavat getirirler. Ey iman edenler! Peygambere dua edin ve ona tam bir saygı ile selam verin."
Yukarıdaki Ahzab Suresi 56'daki Allah'ın ayetlerinin ve emirlerinin eşsiz bir mesaj olduğunu İslam alimleri hemfikirdir. Çünkü Allah Teala'nın insanlara, Peygamber Muhammed'e (sav) salavat getirmekten başka bir şey yapmalarını emrettiği tek bir emir bile yoktur. Bu, O'nun katındaki konumunun çok yüksek olduğunu ve O'na olan sevgisinin çok büyük olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ayette Allah şöyle buyuruyor gibi: 
"Şüphesiz Allah, en büyük ve en kudretli olan, ve aynı şekilde kutsal yaratıklar olan, melekleri de,  Peygamber Muhammed'e (sav) çok düşkün ve ona çok saygı duyuyorlar. Bu yüzden Allah ve melekler Peygamber için dua ettiler, yani Allah rahmet ve lütfunu bahşetti ve melekler onun derecesinin yükseltilmesini ve ona mağfiretin verilmesini istediler." 

Ayetin Tefsiri

Türkçe’de genellikle çoğul şekliyle salavat olarak kullanılan salât kelimesinin kök mânası “ateşe tutmak, kızartmak”tır. İnsan kendini ya Allah’a yöneltir, O’na arzeder, O’nun şuurunda olarak yaşar veya O’ndan yüz çevirir, bu takdirde kendini ateşe tutmuş, ateşin üstüne koymuş olur. Bu kök mânadan hareketle bir dinî terim olarak kulların “salât”ı iki mâna ifade etmektedir: 
1. Genel olarak dua. Çünkü dua, kulun özünü ve gönlünü Allah’a yöneltmesidir. 
2. Özel olarak namaz ibadeti. Çünkü bu ibadet, kendini Allah’a vermenin, O’nun huzuruna sunmanın en güzel aracıdır, en uygun şeklidir. Müminlerin Hz. Peygamber’e salâtı, ona dua etmeleri, onu övgü ve hayırla anmalarıdır. Kendisine, “Selâmın nasıl verileceğini bildik, sana salât nasıl olacak?” diye sorulduğunda, Resûlullah namazların oturuşlarında okuduğumuz “salavât-ı şerife”yi öğretmiş, “Bana böyle salât edersiniz” demiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 33/10). Sahih kaynaklarda meleklerin salâtı da dua, övgü ve tebrik olarak açıklanmıştır (Buhârî, “Tefsîr”, 33/10). Allah’ın bir kuluna salâtı şüphe yok ki büyük bir iltifat, şeref, lutuf ve rahmettir. Ancak bunun mahiyet ve keyfiyetini bilmek mümkün değildir. Kaynaklarda bu açıdan salât, “rahmet ve övgü” şeklinde tanımlanmıştır.
43. âyette Allah’ın müminlere rahmetiyle lutuflarda bulunması, meleklerin de onlara dua etmeleri salât kelimesiyle ifade edilmiş, hemen arkasından da bu salâtın doğurduğu sonuç açıklanmıştır: İnsanı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak. Şu halde Allah’ın salâtı yalnızca övgü ve rahmetle sınırlı değildir, ona mazhar olanların gözlerini ve gönüllerini hakikate açan bir tecellidir.
“Siz de ona salât ve selâm okuyunuz” emri bağlayıcıdır, emrin yerine getirilmesi gereklidir. Ancak bunun zamanı, mekânı ve sayısı konusunda açıklama yapılmadığı için fıkıhçılar farklı yorumlar yapmışlardır. Ömürde bir defa Hz. Peygamber’e salavat okumanın ve selâm vermenin farz olduğunda ittifak vardır. Onun adı anıldıkça uygun aralıklarda aynı şeyi yapmanın müstehap (dince tavsiye edilmiş bir davranış) olduğu da ifade edilmiştir (Cessâs, III, 370; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III,1584; İbn Âşûr, XXII, 98 vd.). İbn Âşûr yaptığı araştırma sonunda sahâbenin, Hz. Peygamber’in ismi her anıldığında veya yazıldığında salavatı da okuyup yazdıklarına dair bir bilgi bulamadığını kaydetmektedir. Onun tesbitine göre sahâbe, her ismi geçtiğinde değil onun bazı fiil ve niteliklerini konuştuklarında bunu yapmışlardır. Kitapların başlangıcında salavata yer verme (salvele) âdeti Hârûnürreşîd zamanında hicrî 181 yılında başlamıştır. İsminin her geçtiği yerde salavatı okumak ve yazmak ise daha sonra, muhtemelen hicrî IV. asırda hadisçiler tarafından âdet haline getirilmiştir (s. 100-101). Ehl-i sünnet’in ilk temsilcileri salavatın Hz. Peygamber’e, kişinin gıyabında selâm vermenin ona ve diğer peygamberlere mahsus olmasını, yüz yüze selâmın bütün müminlere verileceğini bir edep olarak kabul etmişlerdir (selâmın hükmü için ayrıca bk. En‘âm 6/54; Yûnus 10/10; Nûr 24/27). (Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 397-399)

Salavat örnekleri
  • Aleyhisselam
    Manası: Allah'ın selamı, onun üzerine olsun.
  • Aleyhissalatu vesselam
    Manası: Allah'ın salatu selamı onun üzerine olsun.
  • SallAllahu aleyhi ve sellem
    Manası: Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.
  • Allahumme salli ala Muhammed'in ve ala ali Muhammed
    Manası: Allah'ım! (Peygamberimiz) Hz. Muhammed'e ve aline (Evladu iyaline) rahmet eyle.
  • Allahumme salli ala seyyidina Muhammed'in ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
    Manası: Ey Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle. (Rahmet et, selametlik ver.)
  • Allahumme salli ala Muhammed'in ve enzilhul'muk'adel'mukarrabe indeke yevmel'kıyameti
    Manası: Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere (Makam-ı Mahmud'a) indir.
  • Allahumme salli ala seyyidina Muhammed'in tıbbil'kulubi ve devaiha ve afiyetil, abdani ve şifaiha ve nuril'ebsari ve ziyaiha ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
    Manası: Ey Allah'ım! Kalplerin doktoru ve devası, vücutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed'e (s. a. v.) aline ve ashabına salatu selam eyle.
  • Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammed'in ve ala ali seyyidina Muhammed'in bi'adedi ilmike
    Manası: Ey Allah'ım! Efendimiz Hz. Muhammed'e (s. a. v.) ve efendimiz Hz. Muhammed'in (s. a. v.) aline nihayetsiz olan ilminin adedince salatu selam ve bereketler ihsan eyle.
  • Allahumme salli ala seyyidina Muhammed'in mahtelefel-melevani ve teakabel-asarani ve kerraral-cedidani vestekbelel-ferkadani ve belliğ ruhahu ve ervaha ehl-i beytihi minnat-tahiyyete vesselame verham ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesiran kesira
    Manası: Allah'ım, melevan, asaran, cedidan ve ferkadan yıldızları devam ettiği müddetçe Efendimiz Muhammed'e (s. a. v.) salat ve selam eyle. O'nun ve ehl-i beytinin ruhuna bizden saygı ve selam ulaştır.
  • Allahumme salli ala seyyidina Muhammed'in ve ala ali Muhammed'in ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve ma beynehum minen'nebiyyine vel'murselin. Salevatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain
    Manası: Allah'ım! Hz. Muhammed'e (s. a. v.), Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İsa (A. S. V.) ve bunların arasında (gelip geçmiş bütün) peygamberlere rahmet ihsan eyle.
  • Allahumme salli ala seyyidina Muhammed'in abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati
  • Manası: Allah'ım! Kulun ve Resulun Hz. Muhammed'e salat (rahmet) et. Mümin olan erkek ve kadınlara, Müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.
  • Allahumme Salli ala Ruhi seyyidina Muhammed'in fil'ervahi ve salli ala cesedi seyyidina Muhammed'in fil'ecsadi ve salli ala kabri seyyidina Muhammed'in filkuburi. Allahhumme belliğ minni tehiyyeten ve selama
    Manası: Ey Allah'ım! Ruhlar içinde sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'in ruhuna, cesetler içinde Hz. Muhammed'in (A. S. V) cesedine, kabirler içinde Hz. Muhammed'in (A. S. V.) kabrine salatu selam eyle. Allah'ım, benim selamımı sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (A. S. V.)'in aziz ruhuna vasıl eyle (ulaştır).
  • Allahumme salli ala Muhammed'in ve ezvacihi ve zurriyetihi kema salleyte ala İbrahime ve barik ala Muhammed'in ve ezvacihi ve zurriyetihi kema barekte ala İbrahime inneke hamidun mecid
  • Manası: Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e, zevcelerine ve soyuna rahmet et. Hz. İbrahime rahmet ettiğin gibi. Hz. Muhammed'e, zevcelerine ve soyundan gelenlere bereket ver. Hz. İbrahime bereket verdiğin gibi. Gerçek ki, Sen, Hamidsin (öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (şan ve şeref sahibisin).
  • Allahumme salli ala Muhammed'in ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala ali ibrahim, inneke hamidun mecid
  • Manası: Ey Allah'ım, Hz. Muhammed'e ve O'nun âline salat et. Hz. İbrahim (A. S.)'a ve âline salat ettiğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin, (öğülmüş yalnız sensin) Mecidsin (şan ve şeref sahibi yalnız sensin).
  • Allahumme barik ala Muhammed'in ve ala ali Muhammed, kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim, inneke hamidun mecid
    Manası: Ey Allah'ım, Hz. Muhammed'e ve O'nun âline mübarek eyle. Hz. İbrahim (A. S.)'a ve âline mübarek eylediğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin, (öğülmüş yalnız sensin) Mecidsin (şan ve şeref sahibi yalnız sensin).
Derleme : @Dinierk
dindar, ilmihal, diyanet, namaz, hac umre, islam

Yorum Gönder

0 Yorumlar
*Yorumlar Editör tarafından incelenmekte olup, spam mesajlar dikkate alınmaz. Engellenir.*